Ardahan Yanlızçam Hasköy Belgeseli


1-MİLLİ MARK ANA TANITIM MERKEZİ:2005 Yılında Eceabat kilye koyunda yapılmıştır.

2-Çamburnu Kalesi: Çamburnu Kalesi, Milli Park Müdürlüğü İdare Merkezi içerisinde yer almaktadır. Boğaz savunmasını güçlendirmek amacıyla 1807-1820 tarihleri arasında Padişah II. Mahmut tarafından yaptırılmıştır. Kaleye kuzeydoğu kısmında bulunan bir kapıdan girilmektedir. Günümüzde kalenin sur duvarlarının büyük bir kısmı, iç tarafta tonozlu bir yapı görülebilmektedir. Bu kale, Çanakkale Savaşları esnasında hastane olarak kullanılmıştır. Çamburnu Kalesi, 14 Kasım 1980 tarihinde Kültür Bakanlığı tarafından “Korunması Gereken Kültürel Varlık” olarak tescil edilmiştir.

3-DUR YOLCU – KİLİTBAHİR: Çanakkalelin kıyı kasabasıdır. Boğazın dar noktalarındandır dünya savaşı sırasında kanlı saldırılara ev sahipliği yapmıştır. Kilitli deniz anlamındadır. Bundan kalkan feribotlara biner tepede dev Türk askerini ve yanında yazan yazıyı görürsünüz "dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın bu toprak bir devrin battığı yerdir" yazmaktadır

4-KAŞIKÇI DEDE ve CAHİDİ SULTAN: Kaşıkçı Dede ve Ladikli Ahmed
Çanakkele'de başta Efendimiz (sas) olmak üzere büyük zatların manevi tasarruf ve yardımları olmuştur. Kaşıkçı Dede de esrârlı zâtlardan biridir.
Kilit bahirli Kaşıkçı Dede'nin himmetine şahit olan sonraki yılların büyük velisi Konya Lâdik’ten Ahmed Ağa hadiseyi şu şekilde anlatıyor:
"15 Temmuz 1915 sıcak bir yaz günü. Bir taraftan düşmanın ateşi, öte yandan güneşin harı kavurur yarımadayı. Mehmetçiğin en büyük ihtiyacı su olur o günler. Cepheye yeni sevk edilen bir bölük asker, Bigalı köyüne doğru yola çıkarılır. Askerlerimize susuzluğun harareti tam çökmek üzeredir ki yolun sol tarafında çeşme başında sakallı bir dede seslenir onlara: "Gelin evlatlarım soğuk su vereyim, gelin doldurun mataralarınızı." Koşarlar o tarafa doğru. Geri kalıp susuz kalmamak için gizli bir yarış başlar içlerinde. Bir de bakarlar ki çeşme akmıyor. (Bu çeşme halen mevcut olup kışın aktığı halde haziran gelince suyu kesilir.) Dedenin elinde bir toprak testi vardır; ama o da taş çatlasa 10-15 litre su alır. Hiç 300-400 kişiye ufacık testinin suyu yeter mi? Kaşıkçı Dede; "Acele etmeyin yavrularım, için kana kana, doldurun mataralarınızı." der. Lâdikli Ahmed Efendi hiç acele etmez ve hep en sonu bekler. Anlaşılan haberdardır bazı şeylerden. Nihayet herkes matarasını doldurur; ama testide hâlâ su bitmez! O da uzatır matarasını, içer kana kana suyunu. Hâlâ toprak testide su vardır. Ahmedcik dayanamaz sorar, "Dede senin adın ne?" diye. "Kaşıkçı Dede derler evladım bana. Kilitbahir köyünde otururum. Evladım cephede yaralanırsan matarandaki bu sudan döküver yarana. Biiznillah şifa bulursun." der.
Ahmed, bu sözü unutmaz ve matarasındaki suyu da bitirmez, saklar. Bir müddet sonra arkadaşları ile beraber yaralanır ve aklına su gelir. Döker kendi ve arkadaşlarının yaralarına. Şifa bulurlar. Çok geçmez bir daha yaralanır; ama bu defaki hem daha ağır ve hem de su bitmiştir. Eceabat'taki vapur hastaneye getirilir. Biraz iyileşince hava değişimine gönderilmek istenir. O, cepheye gitmek ister. Soğanlı dere’deki asker ağabeyini ziyaret etmek üzere bir günlük izin alır. Ağabeyinin şehit olduğunu öğrenir. İçinde fırtınalar kopar ve o duygularla dönerken Kilitbahir köyüne uğrar. Kaşıkçı Dede'yi sorar birkaç kişiye. 'Burada öyle biri yok' derler. Bir başkası ise; "Yüzlerce yıl önce yaşamış bir evliyanın kabri var. Biz ona Kaşıkçı Dede deriz." der. O mübarek Allah dostunun kabrini gösterirler. Hep beraber dua ederler. Bu arada Lâdikli Ahmed meseleyi gönlünde çözer. Artık testiyi de anlar, suyu da."

5-KİLİTBAHİR KALESİ:fatih sultan mehmet han'ın istanbul kuşatması öncesinde, 1452 yılında çimenlik kalesiyle karşılıklı olarak boğazı korumak, Bizans’a deniz yoluyla yapılacak olası yardımları engellemek amacıyla yaptırdığı kaledir. Kalenin üstten görünüşü yonca yaprağı şeklindedir ve bu haliyle geceleri aydınlatılan kalenin Çanakkale’den ve boğazdan izlenmeye değer harika bir görüntüsü vardır. Yakından incelendiğindeyse, tıpkı şehitliklerimiz gibi kalenin de bakımsız bırakıldığını görürsünüz ve içiniz burkulur. Şehitlikleri gezerken yabancıların mezarlıklarının ne kadar bakımlı, temiz ve düzenli olduğunu gördüğünüzdeyse iç burukluğunuz daha da artar. Yine tıpkı yurdun dört yanında kiliseler onarılıp yeniden hizmete açılırken, tarihi değeri olan hanların, hamamların, kervansarayların, camilerin, konakların göçüp gitmesini izlediğinizde duyduğunuz iç burukluğu gibi. Kaleye neden "deniz kilidi" anlamına gelen "kilit bahir" adının verildiğini ise piri reis'in şu sözlerinden öğreniyoruz: "Rumeli tarafında olan kaleye 'bahr-ı kilit' dediklerine bais olmuş kim o kale bina olduğu zamanlarda yukarıdan varan kimler icazet-i Rumeli tarafından alurlar imiş onun için bahr-ı kilit demişler"

6-KANUNİ KULESİ ve NAMAZGÂH TABYALARI: Namazgâh Tabyası, Kilitbahir Kalesi’nin hemen güneyinde boğazın kenarında yer almaktadır. Bu tabya, Padişah Abdülaziz tarafından yaptırılmıştır. 1915 Çanakkale Savaşları’nda tabyada 2 adet ağır 11 puss’luk (28cm. Çapında), 11 adet ağır 9,4 puss’luk (24cm. çapında), 3 adet ağır 8,2 puss’luk (21cm. çapında) toplam 16 adet top yerleştirilmiştir. Tabyada 14 adet bonet bulunmaktadır. Diğer tabyalarda olduğu gibi buradaki bonetlerin de üst kısımları toprakla örtülmüştür. Mekânların iç tarafları kesme taşlarla inşa edilmiştir. Bonetlerin orta kısmında bulunan geniş alanda, o dönemde, askerler toplu halde namaz kıldıkları için “Namazgâh” olarak isim verilmiştir. Bu tabya, 14 Kasım 1980 tarihinde Kültür Bakanlığı tarafından “Korunması Gereken Kültürel Varlık” olarak tescil edilmiştir

Deniz kilidi anlamına gelen Kilitbahir Kalesi, boğazların kontrolü ve İstanbul’un emniyeti için Fatih Sultan Mehmet Tarafından 1452 yılında yaptırılmıştır.Daha sonraları ihtiyaca göre genişletilmiş, kule ve tabyalarla takviye edilmiştir. 1551 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından da onarılan kalenin ortasında yonca yaprağı şeklide bir iç kale ve yedi katlı kulesi vardır. İç kalenin etrafında çevre surları, sonradan ilave edilen Sarıkule, Mecidiye ve Namazgah tabyaları yer almaktadır. Kilitbahir kalesinin çevresi bir taraftan deniz, diğer taraftan geniş ve derin hendeklerle korunmaktadır. Kale, ilk olarak 18 Mart 1915 Deniz Zaferi’nin 68. yıldönümünde ışıklandırılmış olup, o tarihten itibaren sürekli olarak Işıklandırılmaktadır.

 

7-MECİDİYE ŞEHİTLİĞİ.8- Mecidiye Tabyası ve Seyit Onbaşı Heykeli:
Mecidiye Tabyası, Kilitbahir Köyü’nün 300m. Güneyinde, Kilitbahir-Behramlı yolu üzerinde bulunmaktadır. Tabyanın hemen kuzeyinde Mecidiye Şehitliği ve anıtı, doğusunda yolun kenarında Seyit Onbaşı’nın heykeli bulunmaktadır.
Bu tabya, II. Abdülhamit döneminde Asaf Paşa tarafından yaptırılmıştır. Tabyada 8 adet bonet, 16 top yeri vardır. Bonetler kesme taşlarla yapılmış ve üzerleri toprakla örtülmüştür. Çanakkale Savaşları’nda 4 adet 9,4 puss’luk (24cm. çapında), 2 adet 11 puss’luk (28cm. çapında toplam 6 adet top kullanılmıştır. Deniz Savaşı’nda tabyanın bombalanması sonucu 16 şehit verilmiştir. Ayrıca Seyit Onbaşı’nın görev yaptığı tabyadır. Bu tabya, 14 Kasım 1980 tarihinde Kültür Bakanlığı tarafından “Korunması Gereken Kültürel Varlık” olarak tescil edilmiştir.
Mecidiye Tabyası ve Seyit Onbaşı Heykeli, Kilitbahir-Behramlı yolunun kenarında, Kilitbahir Köyü’ne yaklaşık 300m. mesafededir. Seyit Onbaşı, Mecidiye Tabyası’nda görevlidir. 18 Mart 1915 tarihindeki Deniz Savaşları’nda bu tabya oldukça hasar görmüştür. Bu bombardımanda, tabya 16 şehit vermiştir.
Seyit Onbaşı, Balıkesir’in Havran İlçesi’ndendir. Bombardımanda sağ kalan Niğdeli Ali Çavuş’un yardımıyla sırtına 275kg. ağırlığında top mermisi alır ve vinç aksamı bozulan topun namlusuna yerleştir. Göz kararıyla ateşlediği mermi İngiliz Ocean Zırhlısı’nın dümen aksamına isabet eder. Dümeni tahrip olan gemi Nusrat Mayın Gemisi’nin döşediği mayınlardan birine çarparak batar. Bu olay, askere oldukça büyük bir moral kazandırmış, Türk’ün gücünü tüm dünyaya göstermiştir. Bombardımanın ertesi günü Müstahkem Mevkii Komutanı Cevat Paşa buraya gelir ve Seyit Onbaşı ile tanışmak ister. Seyit’e yaptığının çok büyük bir olay olduğunu ve bu anı ölümsüzleştirmek istediğini söyler. Bu sebeple yerden bir top mermisi almasını ve fotoğraf çekmek istediğini söyler. Seyit Onbaşı mermiyi yerinden dahi kıpırdatamaz. Bunun üzerine merminin ahşaptan maketi yapılır ve çeşitli yayınlarda olan Seyit Onbaşı’nın resmi çekilir. Fotoğrafın çekildiği yer ise Namazgah Tabyası’dır. Seyit Onbaşı, savaştan sonra memleketine döner ve hamallık yaparak geçimini sağlamaya çalışır. 1934 tarihinde Mustafa Kemal’in bölgeye yaptığı ziyarette Havran İlçesi’ne gelir ve Seyit Onbaşı ile tanışır. Tanışma esnasında Seyit’in durumunun kötü olduğunu öğrenir, etrafındakilere dönerek “Efendiler, bu ve bunun gibi kahramanlara iyi bakın. zira biz Cumhuriyeti bunlar sayesinde kurduk.” der ve Seyit’e bizzat kendisi maaş bağlar. Seyit, 1939 yılında memleketinde ağır gripten ölmüştür.

9-Havuzlar Şehitliği ve Anıtı: Bu anıt, Kilitbahir Köyü’ne 3km. Uzaklıkta Şarlayan Dere’nin ağzındadır. Anıt, 1960-1961 yıllarında “Çanakkale Şehitleri Anıtlarına Yardım Derneği” tarafından yaptırılmıştır. Anıt, 4 adet 12cm.’lik muhasara bataryasının olduğu yere yapılmıştır. Aynı zamanda Kereviz dere’de Fransızlara karşı savaşırken 21 Haziran 1915’te şehit düşen ve buraya gömülen 2 subay ve 8 erin anısına dikilmiştir. Bu subaylar; 2. Tümen’den Yüzbaşı Kemal Bey ve 126. Alay komutanının yaveri Teğmen İsmail Bey’dir. Bu anıtın olduğu yerde büyük, asırlık çınar ağaçları da bulunmaktadır.

10-Soğanlı dere Şehitliği: Buradaki şehitlik, 23 Aralık 2003 tarihinde yürürlüğe giren U.D.G.P. (Uzun Devreli Gelişme Planı) bünyesinde olan “Şüheda Kabristanları” projesi kapsamında Soğandere Mevkii’nde şehit olanların gömülü olduğu gerçek bir şehitliktir. Bu şehitlikte, kayıtlarda isimleri ve memleketleri tespit edilen 600 şehit yatmaktadır. Şehitlik, Zeytinburnu Belediyesi tarafından yaptırılmıştır.
Bu bölgede 2., 7. ve 12. Tümenler’in sıhhiye bölükleri yerleştirilmiş, aynı zamanda 15. Tümen Seyyar Hastanesi de kurulmuştur. Şehitliğe giderken yolun sağ tarafında görülen harabe binalar “Melek Hanım Çiftliği Reviri” olarak kullanılmıştır. Bu adı geçen sağlık ünitelerinde tedavi görürken hayatını kaybedenlerin gömülü olduğu kabristanlar bulunmaktadır.

11-Şahindere Şehitliği: Bu şehitlik de Soğanlıdere Şehitliği gibi “Şüheda Kabristanları” projesi bünyesinde düzenlenmiştir. Burada, Zığındere Muharebesi’nde savaşan 28., 29., 30. ve 126. Alaylar’da şehit düşenlerin gömülü olduğu gerçek bir şehitliktir. Buradaki mezarlardan bir tanesinin etrafı demir parmaklıkla çevrilmiştir ve üzerinde orijinal kitabesi bulunmaktadır. Bu mezar, 30. Alay’dan Mülazım-ı Sani (Üsteğmen) Mustafa Efendi’ye aittir. Ayrıca bu bölgede 4. Tümen Seyyar Hastanesi de kurulmuştur. Bu şehitlikte isimleri tespit edilen 2177 şehit yatmaktadır.

 

 

12-Alçıtepe Köyü:Alçıtepe Köyü’nün eski ismi Kitre Köyü’dür. Çoğunluğunun Rum vatandaşların oluşturduğu bir yerleşmedir. Köyün yakınlarında bulunan Alçı Tepesi bölgenin en yüksek tepesidir. Seddülbahir Bölgesi’ne çıkan düşman kuvvetlerinin öncelikli hedefi bu tepeyi ele geçirmekti. Bu sebeple Türk savunmasının ana merkezini oluşturmaktadır. Çetin geçen kara savaşları sonucunda hiçbir zaman bu köyü ve tepeyi ele geçirememişlerdir. Lozan Antlaşması sonucunda yapılan mübadeleyle bu köyde bulunan Rumlar 1934 tarihinde Balkanlar’a, Balkanlar’daki Türkler de bu köye yerleştirilmişlerdir. Günümüzde bu köy Yarımada’ya gelen ziyaretçilerin uğrak noktası olmuştur.

Hurda olmaktan kurtarılan tarih: Bakkal Salim Amca Müzesi: Çanakkale-Eceabata bağlı Alçıtepe köyünde bir müze var. Türkiye’nin ilk özel Kurtuluş Savaşı Müzesi. Ya da Çanakkale Savaşları Müzesi. Ancak çevrede bu müzenin adı Salim Mutlu Müzesi olarak biliniyor... Müzenin adı, kurucusundan geliyor.

13-SONOK ANITI: 3.Kitre muharebesinde İngilizlere vurulan son darbeyi temsil eder.
Bu anıt, Alçıtepe Köyü’nün yaklaşık 500m. Kadar batısında yer almaktadır. 3m. Yüksekliğinde olan bu anıtın çevresi beyaz bir duvarla çevrilidir. Anıt, 4 Haziran 1915’te başlayan III. Kirte Muharebesi’nde yaşanan bir olayın anısına yapılmıştır. Anıtın üzerindeki mermer levhada şu yazmaktadır:
“120mm.’lik muhasara bataryası bu mevziden düşmanı süngü hücumu ile attı ve III. Kirte Zaferi’ni sağladı.”Anıt, 1948 yılında Kirte Muharebesi Şehitleri anısına yaptırılmıştır.

14-ZIĞINDERE Sargı Yeri Şehitliği: Bu şehitlik ve anıt, Alçıtepe Köyü’nün yaklaşık 1km. Batısında yer almaktadır. Burası Zığındere Vadisi’nin kuzey ucundadır. Savaş sırasında burada açık hava hastanesi kurulmuştur. Bu hastanede 2. Tümen Kurmay Başkanı Yüzbaşı Kemal Bey ile bu bölgede çarpışan Alaylar’dan yaralanan askerler yatmaktadır. Bu hastane, zamanla, ortada hiçbir anlaşma olmadan kendiliğinden ortak kullanılan bir hastane şeklini almıştır. Bu hastanede Türk yaralıların yanı sıra İngiliz ve Fransız yaralılar da tedavi edilmeye başlanılmıştır. 28 Haziran 1915 tarihinde bir İngiliz gemisinden açılan ateşlerde mermilerden birisi bu hastaneye isabet eder. Bu bombardıman sonucu hastanede yaralı yatanlar ile çalışan personel şehit olmuştur. Bu bombardımanda ayrıca İngiliz ve Fransız yaralılar da hayatını kaybetmiştir. Burada şehit olanların yattığı bir şehitliktir. Bu şehitlik ilk kez 1947 yılında inşa edilmiş, daha sonra 1995 yılında yeniden düzenlenmiş ve restore edilmiştir. Şehitliğin yapımı esnasında çok sayıda kemik bulunmuştur. Yapılan araştırmalar sonucu bu şehitliğin olduğu yerin gerçek bir şehitlik olduğu tespit edilmiştir.

15- Nuri Yamut Anıtı:Zığındere Nuri Yamut Anıtı, Alçıtepe Köyü’nün yaklaşık 2.5km. Batısında Zığındere Vadisi’nin üstünde Silahendaz Yamacı’nda bulunmaktadır. Burası Çanakkale Savaşı’nda Türk Cephesi’dir. Anıt, Zığındere Savaşı boyunca hayatını kaybeden yaklaşık 10.000 şehit adına 1943 yılında Gelibolu 2. Kolordu Komutanı Korgeneral Nuri Yamut tarafından yaptırılmıştır. Anıt, 8.5m. Yüksekliğinde, etrafı duvarla çevrili küçük bir anıttır. Anıtın iç kısmında mermer bir plaka bulunmaktadır. Bu plakanın üzerinde “Şehitlik 1915” yazmaktadır. Plakanın alt kısmına o dönemde arazide toplanan kemikler gömülmüştür. Anıtın mimarı, Asım Kömürcüoğlu’dur.
16-Kaymakam Hasan Bey Anıtı: Bu anıt, 6. Tümen 17. Alay Komutanı Kaymakam (Yarbay) Hasan Bey’in 11 Temmuz 1915’te Kerevizdere Muharebelerinde Fransızlar’a karşı savaşırken şehit düştüğü yere inşa edilmiştir. Kaymakam Hasan Bey’in gerçek mezarı Alçıtepe’nin yakınlarında bulunan şehitlikte bulunmaktadır.

17- Şehitler Abidesi: Anıt, Çanakkale Savaşları’nda verilen yaklaşık 250.000 Türk kaybının anısına yaptırılmıştır. Anıt, Ömer Kaptan Tepesi’nde Eski Hisarlık Sırtları’nda inşa edilmiştir.
Anıtın tasarımı Mart 1944 yılında yapılan bir yarışma sonucu elde edilmiştir. İnşasına 19 Nisan 1954 yılında başlanmış, 21 Ağustos 1960 yılında tamamlanmıştır. Anıtın mimarları Feridun Kip, İsmail Utkular ve Doğan Erginbaş’tır. Yüksekliği 41,70m.’dir. Anıt, 625m²’lik bir alan üzerine inşa edilmiştir. Ayaklar arası genişlik 10m.’dir. Anıtın ayakları arasında, Boğaz’ın giriş kısmına bakan yüzde taş üzerine yazılmış şair Mehmet Akif Ersoy’un “Safahat” adlı kitabında bulunan “Çanakkale Şehitlerine” adlı şiirinden seçilmiş iki beyit bulunmaktadır:
“Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın.”
Anıtın alt kısmında Abide Müze bulunmaktadır. Bu müze, 1973 yılında İngiltere Kraliçesi Elizabeth tarafından açılmıştır. Anıtın ayakları üzerinde bulunan rölyefler 1999 yılında Kültür Bakanlığı tarafından yaptırılmıştır. Bu rölyeflerde Çanakkale Deniz ve Kara Savaşları’na ait çeşitli sahneler bulunmaktadır. Şehitler Abidesi tören alanında bulunan bayrak direği yekpare bronzdan yapılmış ve Amerika’da yaşayan bir Türk işadamı tarafından hediye edilmiştir. bu direğin öteki eşi Anıtkabir’de bulunmaktadır. Ayrıca yine tören alanında bulunan rölyef, yeşil alanda bulunan ay-yıldız şeklindeki sembolik şehitlik ve anıtın üst kısmında cam mozaikten yapılmış Türk Bayrağı mozaik kaplaması Kültür Bakanlığı tarafından yaptırılmış ve 18 Mart 2004 yılında törenle ziyarete açılmıştır.

18-FRANSIZ ANITI: Mezarlık, denizden yaklaşık 40 m. yükseklikte Morto koyuna hâkim bir tepeye kurulmuştur. Aynı zamanda Çanakkale Şehitler Abidesi’ne 1km. Uzaklıkta bulunmaktadır. Mezarlığın iç kısmında kimliği belli 3236 asker adına dikilen, üzerinde “Fransa için öldüler” ibaresi yazılı 3236 haç bulunmaktadır. Bu haçların baş kısımları Fransa’nın o günkü simgesi olan zambak şeklinde yapılmıştır. Bu haçların bittiği noktada kimliği tespit edilemeyen 12000 Fransız askerinin kemiklerinin bulunduğu dört adet toplu mezar ve bu toplu mezarların ortasında ise beyaz bir kule bulunmaktadır.

19-Seddülbahir Köyü:Yarımada’nın güneybatı ucundadır. Kelime anlamı “Denizin Seddi” demektir. Savaş sırasında neredeyse tamamen tahrip olmuştur. Köyde Seddülbahir Kalesi, hamam ve cami gibi Osmanlı Dönemi yapılar bulunmaktadır. Bu yapılardan hamam 18.yy.’da yapılmış bir yapıdır. Günümüzde bir bölümü hala sağlam görülebilmektedir. Köyde bulunan evlerin yarısı yazlık olarak inşa edilmiştir. Bu köy de bölgeye gelen ziyaretçilerin uğrak noktalarından birisi haline gelmiştir.

20-İngiliz Cape Helles Anıtı: Bu anıt, Gözcü Baba Tepesi’nde yer almaktadır. Etrafı taş kaplı bir duvarla çevrilidir. Bir platform üzerinde olan anıtın yüksekliği 32,9m.’dir. girişin hemen yanında metal bir plaka bulunmaktadır. Bu metal plaka üzerindeki yazının bir kısmı şu şekildedir:
“Helles Anıtı hem Gelibolu Savaşları için hem de bu savaşlarda ölen ve mezarları bilinmeyen veya kaybolan yada Gelibolu sularına gömülen 20.763 kişinin anısına dikilmiştir. Anıt üzerinde, savaşta yer alan tüm gemilerin isimleri ve 18.985 İngiliz denizci ve askeri, 248 Avustralya askeri ve 1530 Hindistan Ordusu’ndan asker ile beraber, Yarımada’da görev yapan askeri birlik ve birimlerin adları geçmektedir.”Anıtın dört bir tarafında büyük mermer plakalarda Çanakkale Savaşları’na katılmış askeri birliklerin isimleri bulunmaktadır. Girişe dönük olan anıtın tabanında şu ibare bulunmaktadır:
“Gelibolu’da ya da Boğaz’da savaşan birim ve gemilerin, bu civarda ölen ve mezarları bilinmeyen İngiliz denizci ve askerlerinin, Avustralya askerlerinin şerefli anısına.”

21-Yahya Çavuş Şehitliği ve Anıtı: Yahya Çavuş Şehitliği, Ertuğrul Koyu’na hakim bir noktada, Ertuğrul Tabyası’nın karşısındadır. Bu şehitlik Yahya Çavuş ve emrindeki bölüğün anısına inşa edilmiştir.Yahya Çavuş’un komutasındaki 26. Alay, 3. Tabur, 10. Bölük (Bölük Komutanı Teğmen Abdurrahman Bey şehit olunca komutayı almıştır.) Ertuğrul Koyu’na İngiliz Albion Zırhlısı desteğinde çıkarma yapan 1. Royal Dublin Alayı ve River Clyde Gemisi’nden karaya çıkan 1. Royal Munster Alayı ve 2. Hampshire Alayı’na karşı 25 Nisan 1915 tarihinde sabah erken saatlerden akşam saatlerinde 2. Tabur takviye gelene kadar Ertuğrul Koyu’nu azimle ve büyük bir kahramanlıkla savunmuştur. İngiliz resmi tarihçilere göre “Bu küçük birlik savunmaya, abartılması zor bir hizmet sunmuştur. Kuşkusuz İngiliz planının çökmesine en önemli sebep Ertuğrul Koyu’nu (V Plajı) 26 Nisan’a kadar ele geçirememektir.”Şehitlik dikdörtgen şekildedir. İlk olarak 1962 yılında yapılmıştır. 1992 yılında Kültür Bakanlığı tarafından yeniden düzenlenmiştir. Şehitliğin ön kısmında bulunan bronz heykel Yahya Çavuş ve askerlerini simgelemektedir. Heykelin ön kısmındaki siperler orijinal siper olup yeniden düzenlenmiştir.

22-İlk Şehitler Anıtı:3 Kasım 1914 tarihinde Seddülbahir Kalesi’nin bombalanması sonucu şehit olan 5 subay 81 erin anısına inşa edilmiştir. İlk anıt bombalamanın arkasından yapılmış fakat 1915 yılındaki savaşlarda tamamen yok olmuştur. Bu bombardımanda şehit olanların parçalanmış cesetleri kalenin giriş kapısının önünde bulunan, beyaz duvarla çevrili bir havuzda gömülmüştür. Bu havuz, 1939 yılında yeniden düzenlenmiştir. Bu şehitliğin üst kısmında 1986 yılında, Çanakkale Savaşları’nda verdiğimiz ilk şehitler anısına “İlk Şehitler Anıtı” olarak adlandırılmış anıt inşa edilmiştir.

23-Kaba tepe Müzesi: 1985 yılında açılan bu müze Kilye Bilgilendirme Merkezi'nden yaklaşık 10 kilometre kadar uzakta Kabatepe Limanı yolu üzerindedir. İçerisinde çok miktarda fotoğraf, haritalar ve savaş eserleri bulunmaktadır. Savaş alanlarından toplanan bu eserler ziyaretçiye Çanakkale Savaşı'yla ilgili iyi bir fikir vermektedir.

24-Anzak Koyu: Kabatepe Müzesi'nden yaklaşık üç kilometre uzaklıkta olan bu koya 1985 yılında resmi olarak bu ad verilmiştir. 1915 yılında sabah 4.30 da Anzaklar'ın buraya ayak basmalarından dolayı büyük önem kazanmıştır. 600 metre uzunluğundadır ve savaş sırasında Anzaklar'ın üssü olarak kullanılmıştır.

25-Mehmetçiğe Saygı Anıtı: Bu anıt, Kabatepe Tanıtım Merkezi’nden yaklaşık 2km. mesafede, Kabatepe-Conkbayırı yolu üzerinde yer almaktadır. Anıtın bulunduğu nokta Albayrak Sırtı’nın güney ucudur.Mayıs ayının başından itibaren bu bölgedeki savaşlar siper savaşlarına dönüşmüş, siperler arası mesafeler 7-8m.’ye kadar düşmüştü. Siperlerde karşılıklı yoğun atışlar devam ediyordu. Böyle bir esnada iki siper arasında yaralı yatan bir İngiliz subayı yardım istemekte, fakat hiç kimse yardım edemiyordu. Bu esnada Türk siperlerinden bir Türk askeri siperden çıkar ve yaralı İngiliz subayını kucaklar, Anzak siperi önüne bırakarak geri döner. Bu olay karşısında Anzaklar büyük şaşkınlığa uğrarlar. Çünkü Avustralya ve Yeni Zelanda’dan getirilen askerler gemilerde, Türkler’in barbar olduğu, kesinlikle Türkler’e esir düşmemeleri gerektiği şeklinde sözlerle kandırılmışlardır. Bu olay karşısında da söylenenlerin yalan olduğu, Türkler’in nasıl kişiler olduğunu anlamışlardır. Bu İngiliz subay, Üsteğmen Casey’dir. Bu subay, daha sonraki yıllarda Avustralya Genel Valisi olmuştur.
Bu anıt, Mehmetçiğin ne kadar çok insan sevgisiyle dolu olduğunu, barışsever bir insan olduğunu anlatan bir anıttır.

26-Kanlısırt Kitabesi: Bu anıt, Kabatepe-Conkbayırı yolu üzerinde Kanlısırt’ın doğu ucundadır. Kitabe, mimar Ahmet Gülgören tarafından tasarlanmıştır. Anıtın üzerinde şunlar yazmaktadır:
“Anzak Kolordusu, 6-7 Ağustos 1915’te Anafartalar Bölgesi’ne çıkarma yapan 9. İngiliz Kolordusu’nun hedefine ulaşmasını kolaylaştırmak amacıyla 19. ve 16. Tümenler’in savunduğu Arıburnu Cephesi’ndeki Türk kuvvetlerini yerinde tutmak için taaruz etti. 16. Tümen birlikleri çok çetin geçen çarpışmalarda 1520 şehit, 4750 yaralı vermesine rağmen Kanlısırt’ı kahramanca savundu.”Bu anıtın hemen karşısında, denize kadar olan sırt Kanlısırt’tır. Burada yapılan savaşlar çok çetin geçmiştir. Özellikle, 18 Mayıs gecesi yapılan ve 19 Mayıs’a kadar süren Türk taaruzunda 10.000’e yakın şehit verilmiştir. Bu olaydan sonra buraya Kanlısırt adı verilmiştir.

27-Lone Pine (Tek Çam) Mezarlığı ve Anıtı: Anıt, Gelibolu’da savaşan ve mezarları bilinmeyen 3268 Avustralyalı, 456 Yeni Zelandalı ve ölümcül yaralanmalar yada hastalıklar sonucu denize defnedilen 960 Avustralyalı ve 252 Yeni Zelandalı adına yapılmıştır. Lone Pine Anıtı Avustralya ve Yeni Zelanda ortak anıtıdır.
25 Nisan 1915’te 1m. Yüksekliğinde çalı ile kaplı Kırmızı Sırt ve Kanlısırt’ın bulunduğu düzlüğün güney yarısında tek bir çam ağacı bulunmaktaydı. Bu tek çam (Lone Pine) doğal bir referans noktasıydı. Bundan dolayı bu alanın adı Lonesome Pine olarak konulmuştur. Alanın Türkçe adı ise “Kanlı sırt” olarak geçmektedir. Mezarlık, Ağustos 1915’te 4 gün süren kanlı çarpışmalarda 7000 askerin öldüğü ve yaralandığı alanda, Türk siper ve tünellerinin üzerinde, Lone Pine düzlüğünün üzerinde yer almaktadır. Türk siperlerinden bazıları toplu mezarlık olarak doldurulmuş ve bu mezarlığın zeminini oluşturmuştur. Ayrıca bu mezarlıkta savaşa katılan az sayıda Amerikalı’dan birisinin de mezarı bulunmaktadır.

28-Kırmızı sırt: 19 Mayıs’taki başarısız Türk hücumundan sonra ölüleri gömmek için 24 Mayıs 1915’te yapılan ateşkes sırasında, Kırmızısırt’ta ve İkinci Sırt boyunca yer alan Anzak hatlarının önündeki manzaranın çekilen üç fotoğraftan biri. Bu fotoğraf, Sydney Mail gazetesinin 6 Ocak 1915 günü baskısında, yani olaydan epeyce bir süre sonra yayımlanmıştır ve gazeteye göre Er Meek tarafından... Küçük bir fotoğraf makinasıyla çekilmiştir. O, bu olayı kaydeden tek kişi değildi. Aynı görüntünün daha geniş bir fotoğrafı, New South Wales Eyaleti’nden gelen 2. Tabur’dan Ernest Ross tarafından çekilmiştir ve bu fotoğrafın telif hakları kendisine aittir. 19 Mayıs hücumunun ve 24 Mayıs ateşkesinin önemli sonuçlarından biri, Avustralyalı askerlerin kendi mermilerinin Türk mermileriyle aynı etkiyi yarattığını ve Türklerin de kendileri gibi insan olduklarını görmeleriydi. New South Wales Eyaleti’nden gelen 4. Tabur’dan ve New South Wales Eyaleti’nin Sydney şehrinin Maroubra semtinden olan Çavuş Apear de Vine şunları yazdı:

Zaman hiç de kötü birileri gibi gözükmeyen Türklerle arkadaşlık yaparak geçti. Bu günden sonra Türkler hakkındaki fikirlerimiz değişti .

29-Lağımlar: Çanakkale Savaşları sayıca güçlü ve donanımlı emperyalist kuvvetlere karşı silahsız ve yokluk içindeki Mehmetçiğin kutsal vatan savunması inanç ve azmiyle yazılan bir destana dönüştü. Kanlı çarpışmaların yapıldığı cephelerde yerüstünde olduğu kadar yeraltında yaşanan büyük taktik savaşları da bu destanın yazılmasında büyük önem taşıyordu. İşte Mehmet Akif’e bile konu olan Lağım savaşlarının öyküsü. Gelibolu Yarımadası’na çıkartma yapan düşman kuvvetlerini durdurmak için Türk birliklerinin bulduğu yöntem savaşı yeraltına kaydırdı. 27’nci alaydan Zonguldaklı madenci bir askerin fikriyle ilk tünel 28 Mayıs 1915’te kazıldı. “Lağım savaşları” diye tarihe geçer.

30-Yarbay Hüseyin Avni Bey’in Mezarı: Çataldere şehitliği: Mezara, Conkbayırı’na çıkan ana yoldan, Yüzbaşı Mehmet Şehitliği’nin hemen güneyinden ince bir yolla inilmektedir. Bu yol 600m. Uzunluğundadır. Yol, güneydoğu yönünde Kesik Dere’ye doğru inmekte, Bomba Sırtı-Edirne Sırtı’nın güney ucunda son bulmaktadır. Bu alana “Zeytinlik Mevkii” denir.
Yarbay Hüseyin Avni Bey, 57. Alay’ın ilk alay komutanıdır. Eski Hava Kuvvetleri Komutanı ve Parlamento Üyesi Tekin Arıburun’un babasıdır. 57. Alay, düşmanın ilk çıktığı gün olan 25 Nisan 1915’te Yarbay Mustafa Kemal’in emriyle Conkbayırı Mevkii’ne gelen ve büyük kahramanlıklar göstererek düşman ilerlemesini durdurmuş, adeta savaşın kaderini değiştirmiş bir alaydır. 57. Alay Sancağı’na; Altın-Gümüş Kılıçlı İmtiyaz, Liyakat Madalyaları, Kılıçlı Mecidiye ve Osmaniye Nişanları ile Türk Harp ve Demir Salüp Müttefik Nişanları takılmıştır. Bu şanlı alayın komutanı olan Yarbay Hüseyin Avni Bey, 13 Ağustos 1915 tarihinde, şu anda mezarın bulunduğu vadi içerisinde bulunan karargâhına isabet eden top mermisi sonucu şehit düşmüştür. Şehit düştüğü gün, Kurban Bayramı’nın 1. günüdür. Hüseyin Avni Bey şehit olunca karargâhın yakınına gömülmüş, daha sonraki yıllarda mezar şu anda bulunan yere taşınmıştır.

31-Karayörükderesi şehitliği:

 

 

32-Yüzbaşı Mehmet Şehitliği: Şehitlik, Quinn’s Post Mezarlığı’nın hemen karşısında, Bomba Sırtı’nın güney ucundadır. Yüzbaşı Mehmet Bey, 57. Alay’da bölük komutanıdır. Bomba Sırtı’nın savunması esnasında şehit düşmüş ve buraya gömülmüştür. Şehitlik dikdörtgen şekildedir ve merkezinde bir mezar bulunmaktadır.

Bomba sırtı: Avustralyalılar ilk karaya çıktıklarında, ellerinden geleni yapıp sırtların arkasına çekilen küçük Türk birlikleriyle karşılaştılar. Bölgedeki ana Türk kuvvetleri, Britanya İmparatorluğu askerlerinin yarımadada nereye ineceklerini görmek için ihtiyat birlikleri olarak tutulmuşlardı. Saat 06.30’da, 19. Tümen Komutanı Albay Mustafa Kemal’e bir düşman birliğinin Arıburnu’ndaki tepelere tırmandığı raporu ulaştı. Kemal’in birlikleri ana dağ sırasının doğusundaki küçük bir köy olan Bigalı’daydı ve o, tümenin tamamına kıyı şeridine doğru yürümek için hazırlanmalarını emretti. Kendisi de 57. Alay’ın önünde atıyla ilerlemeye başladı. Ana yol boyunca, dağ sırasının en yüksek noktasına, yani Conkbayırı’na bakın. Kemal, saat 09.30 civarlarında bir kaç subayıyla beraber orada duruyordu. O, Anzak Koyu açıklarındaki savaş ve nakliye gemilerini ve ayrıca 261 Rakımlı Tepe’yi savunmakla görevlendirilen bir grup Türk askerinin tepeye, kendisine doğru hızla geldiğini gördü. Kemal onlara şunları söyledi:“Neden kaçıyorsunuz?”dedim. “Düşmandan”dediler. “Nerede?”dedim. Askerler Hill 261’i göstererek “Orada” dediler. Kaçan askerlere “Düşmandan kaçılmaz” dedim. Onlar “Mermimiz bitti” dediler. “Eğer merminiz yoksa süngüleriniz var”dedim, ve onlara bağırarak süngü taktırdım ve yere yatırdım. Askerler süngü takıp yere yatınca, düşman da yere yattı.”

Kemal daha sonra bu olayın günün en önemli anlarından biri olduğunu düşündü. Hücum eden Anzaklar geçici olarak durdurulmuştu. O, 57. Alay’ın öncü kuvvetlerinin yukarıya gönderilmesi için birini yolladı. Günün geri kalan kısmında Kemal’in askerleri ve daha güneyde Kanlı Sırt’ta bulunan 27. Alay’ın askerleri, bir kaç kanlı karşı hücumla Anzak ilerleme çabalarını engellediler. Anzaklar, Gelibolu’da daha sonra 8 ay boyunca işgal edecekleri o mevzilerden daha ileriye gidemediler. Anzaklar 25 Nisan 1915 günü, iyi komuta edilen ve vatanları için savaşan Türklerin kendilerine karşı koyacaklarını keşfettiler. Türklerin gösterdiği bu sebat, 19 Mayıs 1915’teki başarısız Türk hücumundan sonra Bomba Sırtı’nda da meydana çıktı. O sabah, 3.000 Türk cesedi Türk Askeri Anıtı’nın aşağısındaki sırt boyunca yatarken, 7.000 Türk askeri de yaralanmıştı. Anzak istihbarat tercümanları Türk hücumunun son derece kötü bir şekilde başarısızlıkla sonuçlanmasıyla morallerinin bozulmuş olabileceğini hissedip, Bomba Sırtı’ndaki siperlerden Türk askerlerine seslenip, eğer teslim olurlarsa iyi muamele göreceklerini söylediler. Buna verilen cevap genelde bir bomba veya mermiydi. Başka bir keresinde Türk hatlarına atılan ‘teslim ol’ mesajı şu cevap verilmişti: “Burada Türk kalmadığını sanıyorsunuz. Fakat Türkler ve oğullları hala buradalar! ”

Savaşın doğası gereği Avustralyalı askerlerin düşmanlarıyla çok az teması vardı. Onların görmeleri olası olan Türkler, bazen Anzak mevzilerinde çalıştırılan savaş esinlerleriydi. Çoğu Türk savaş esiri adalara götürülürken, Anzak Koyu’nun arkasındaki tepelerde tellerle çevrili bir savaş esiri kafesi kurulmuştu. Bean bir gün, bu kafes içindeki esirlerin bir kaç Avustralyalı askerin tehditkâr davranışlara maruz kaldıklarına şahit olmuş ve “neden kimsenin bunu yapan kişinin suratının tam ortasına bir yumruk atmadığını merak” etmişti. Fakat genelde Anzaklar Türkleri kendileri gibi acı çeken kişiler olarak kabul edip, insanlıklarını takdir etmişlerdir. Teğmen Oliver Hogue, ‘Anzac’ adlı şiirinde şunları yazdı: Türkler bize, biz onlara eşit olarak saygı duyduk; Abdül iyi ve temiz savaşçı – biliyoruz, ona karşı savaştık.

33–57. Alay Şehitliği: Şehitlik, Kabatepe-Conkbayırı yolu üzerinde Kılıç Bayırı'nın güney ucundadır. Burası aynı zamanda Bomba Sırtı'nın kuzey ucudur. Şehitlik, 1992 yılında mimar Nejat Dinçel tarafından tasarlanarak inşa edilmiştir. Bu şehitlik sembolik bir şehitliktir. 57. Alay'ın gerçek şehitliği Yarbay Hüseyin Avni Bey'in mezarı karşısında bulunan Çatal Dere Vadisi içerisindedir. 57. Alay, Yarbay Mustafa Kemal'in komutasındaki 19. Tümen'e bağlı bir alaydır. Mustafa Kemal'in emriyle bu bölgeye gelmiş ve savaş sonuna kadar bu bölgenin savunmasında birçok kahramanlıklar göstermiştir. Şehitliğin hemen girişinde sağ tarafta 10 Eylül 1994'te 108 yaşında vefat eden Hüseyin Kaçmaz'ın bronz heykeli bulunmaktadır.
Şehitliğin inşası esnasında iki iskelet yan yana bulunmuştur. İskeletlerin yanlarında bulunan künyelerden, birinin Yüzbaşı Woister'e diğerinin de 57. Alay, 6. Bölük Komutanı Üsteğmen Mustafa Asım Bey'e ait olduğu tespit edilmiştir. bu iki subay iskeleti şehitliğin kuzey ucunda bulunan anıtın hemen ön kısmına, ilk bulundukları yere gömülmüştür.

34-Mehmet Çavuş Anıtı-Cesaret tepe:57. Alay Şehitliği’ni geçtikten hemen sonra sol tarafta Cesarettepe (Serçe Tepe) üzerinde bulunan anıttır. Bu anıt, Mehmet Çavuş ve 25 erin anısına yapılmıştır. Mehmet Çavuş, emrindeki kuvvetle Anzaklar’ın bulunduğu bu bölgeye 7 Ağustos gecesi süngü hücumu düzenlemiş ve bu siperleri ele geçirmiştir. Daha sonra bu siperleri düşmana karşı kahramanca savunmuşlar, cephaneleri bittikten sonra taşlarla ve yumruklarla mücadele etmişlerdir. Mustafa Kemal bu olaydan “Arıburnu Muharebeleri Raporu” adlı eserinde de bahsetmektedir.
Bu kahramanların anısına dikilen bu anıt ilk kez 1919 yılında bölgede toplanan taşların üst üste konulmasıyla inşa edilmiştir. daha sonra, Mustafa Kemal Atatürk’ün buraya bir anıt yapılmasını istemiş ve 1934 tarihinde bu anıt yapılmıştır. “Şehitler Abidesi” inşa edilinceye kadar bütün resmi törenler bu anıtın olduğu yerde düzenlenmiştir.

35-MESUDİYE TOPU: Arıburnu yarlarından geri dönüp Conkbayırı’na giden asfalt yolu takip ettiğimizde yol üzerinde 40 m kadar içeride bizi Mesudiye topu beklemektedir.
Çanakkale Boğazı’nda Sarısığlar Koyu’nda 13 Aralık 1914 tarihinde batırılan Mesudiye Zırhlısı’ndan ( Mesudiye zırhlısı ile ilgili detaylı bilgi için bakınız, ŞEHİT’ten KALE’ler Ocak sayısı, Yüzen Kale Mesudiye Zırhlısı ) sökülüp buraya getirilmiştir. Topun bulunduğu bölgeye bakılacak olursa donanma ateşine açık bir bölge olduğu anlaşılacaktır. Büyük bir ihtimalle top savaştan sonra bu bölgeye taşınmıştır. Nitekim Avustralyalı savaş muhabiri C. Bean 1919 yılında Gelibolu Yarımadası’na yapmış olduğu gezi sırasında biraz önce bahsettiğimiz düşünceden hareketle topun daha sonradan bu bölgeye taşınmış olacağını defterine not etmiştir. 15 cm.lik namlusu tahrip edilmiş olan Mesudiye yadigârı bu emektar top yol üstünden geçen ziyaretçileri beklemektedir.

36-Talat göktepe anıtı: Conkbayırına varmadan önce yolun sağ tarafında alevler ve ağaçların arasında, kendini ağaçlar için siper eden insan figürüne sahip bir heykel görülecektir. Anıt 1994 senesinde çıkan orman yangınında, yangın söndürme çalışmaları sırasında yanarak şehit olan İtfaiye Müdürü Talat Göktepe’yi anlatmaktadır. 37-Zafer Kitabeleri.

 

38-Conkbayırı Anıtları: Conbayırı’nda 3 adet Türk anıtı bulunmaktadır. Bu anıtların en yenisi Yeni Zelanda Anıtı’nın hemen yanında bulunan bronzdan yapılmış Atatürk heykelidir. Bu heykelin kaide kısmında Albay Mustafa Kemal’in 10 Ağustos 1915’te yapılan Conkbayırı süngü taaruzunu yönetirken bir şarapnel parçasının göğsüne isabet etmesi ve kalbinin üzerinde bulunan saatinin parçalanması olayı bizzat kendi ağzından anlatılmaktadır.
Atatürk heykelinin hemen ön kısmında Üsteğmen Nazif Çakmak’ın anısına yapılmış mezar bulunmaktadır. Mezarın üzerinde şu ibare bulunmaktadır:
“Üsteğmen Nazif Çakmak’ın Mezarı.
Mareşal Fevzi Çakmak’ın kardeşi Üsteğmen Nazif Çakmak, süngü hücumu sırasında bölüğünün önünde düşman siperlerine atladığı sırada şehit olmuştur. 26 Temmuz 1915.”
Ayrıca, Conkbayırı Anıtları’nın olduğu yerde bulunan Türk siperleri yeniden düzenlenmiştir.

39-Conkbayırı Yabancı Anıt ve Mezarı:Conkbayırı üzerinde Yeni Zelanda Milli Anıtı ve Chunuk Bair Mezarlığı bulunmaktadır. Anıt, Atatürk heykelinin hemen yanında bulunmaktadır. Conkbayırı’nın deniz tarafındaki kısımlara Yeni Zelanda birlikleri çıkarma yaptığı için onların anısına dikilmiştir.
Anıtın 20m. doğusunda bulunan mezarlığın alçak duvarlarında 856 askerin adı yazılıdır. Bu askerler, 1915 yılında Ağustos-Aralık saldırılarında ölen ve isimleri başka yerde yazılı olmayan askerlerin isimleridir. Ağustos 1915 muharebelerinden sonra buradaki Türk askerleri, bu muharebede ölen Yeni Zelanda, İngiliz ve Hintli askerlerini buraya gömmüşlerdir. Bu mezarlar bugünkü mezarın temelini oluşturmaktadır.

40-Kemalyeri Anıtı:Kemalyeri Anıtı, Conkbayırı’nın 1,5km. güneyinde Su Yatağı ile Silah Sırtı’nı takip eden bir yolla ulaşılan Kemalyeri noktasındadır.
Bu yer, Mustafa Kemal’in 25 Nisan 1915 gecesi gelerek karargahını kurduğu yerdir. Mustafa Kemal burada 18 Mayıs’a kadar kalmıştır. 18 Mayıs’ta buraya gelen 3. Kolordu Komutanı Esat Paşa’ya bırakmış, kendisi Conkbayırı hattına gitmiştir. Yabancı askerler Silah Sırtı üzerinde çalılıklarla kaplı belirgin bir çıkıntı olan bu noktaya Çalılıklı Tepe (Scrubby Knoll) adını vermişlerdir.
Kemalyeri’nde bulunan kitabe Ahmet Gülgören tarafından tasarlanmıştır. Bu kitabenin üzerinde Yarbay Mustafa Kemal’in 3 Mayıs 1915’te saat 19:00’da kuvvetlerine verdiği emrin 5. paragrafı yazmaktadır:
“Benimle beraber burada muharebe eden bütün askerler kesin olarak bilmelidir ki, bize verilen namus görevini eksiksiz yapmak için bir adım geri gitmek yoktur. Uyku, dinlenme aramanın, bu dinlenmeden yalnız bizim değil bütün milletimizin sonsuza kadar yoksun kalmasına neden olacağını hepinize hatırlatırım.”

41-Kocadere Hastane Şehitliği:Bu şehitlik, Kocadere Köyü’ne yaklaşık 500m. mesafede, köyün güneyinde, Kuruca Dere’in doğusunda Köyaltı Mevkii’ndedir. Bu şehitlik, “Şüheda Kabristanları” projesi kapsamında inşa edilen gerçek bir şehitliktir. Bu şehitlikte, isimleri ve memleketleri tespit edilen 1354 şehit yatmaktadır.
Arıburnu’na çıkan düşmanı karşılayan 19. Tümen, yardıma gelen 16. ve 5. Tümenler’in sıhhiye bölükleri Kuruca Dere (Kocadere Köyü) güneybatısında ve kuzeybatısındaki Köydere ve Güzeldere mıntıkalarında önceleri sıhhiye bölükleri, daha sonra tümen hastaneleri kurulmuştur. Savaşın daha sonraki aşamalarında yaralı ve ağır yaralı hastaneleri oluşturulmuştur. Özellikle Kocadere Şimal Grubu’na ait ağır yaralı hastanesi eldeki imkansızlıklar ve hekim azlığına rağmen baştabip Tatar İsmet Bey’in gayretleriyle devrin koşullarına göre oldukça düzenli ve temizdir. Bu durum, 5. Ordu Sağlık Uzmanı Alman Prof. Meier’in dikkatini çekmiş, Liman Von Sanders Paşa’ya bahsetmesi üzerine Ordu Komutanı burayı ziyaret etmiş ve hastaneyi altın madalya ile ödüllendirmiştir. Bu bölgedeki hastaneler içinde altın madalya ile ödüllendirilen ilk ve tek hastane unvanını almıştır.

42-Bigalı Atatürk Evi:

Çanakkale Savaşı öncesinde kurulan 19. Tümen’e 1 Şubat 1915’te atanan Kurmay Yarbay Mustafa Kemal çok kısa sürede tümenini teşkil etmiş ve 25 Şubat’ta Eceabat’a, 24 Mart’ta da Bigalı Bölgesi’ne hareket etmiştir. Tümen karargahı olarak kullanılan bu ev dönemin köy muhtarına ait bir evdir. 25 Nisan’da düşman Arıburnu’na çıkmaya başlayınca birliklerini Kanlısırt-Conkbayırı-Kocaçimen hattına yerleştirir ve karargahını kurduğu Kemalyeri’ne gider. Bu ev, 1973 yılında müze haline getirilmiş, 1980’li yıllarda da restore edilmiştir. Atatürk Evi’nde Mustafa Kemal’in kullandığı bazı eşyalar, sivil ve askeri kıyafetleri ile fotoğraflar sergilenmektedir. Yerel mimarinin geleneksel bir örneğini teşkil eden evin zemin katında mutfak, kiler ve ahır; üst katında ise oturma, çalışma ve yatak odaları bulunmaktadır. Evin dışında bulunan avlu ve bahçe yüksek duvarlarla çevrilidir. Müzenin işletmesi, Milli Park Müdürlüğü tarafından yapılmaktadır.

43-Kireçtepe Jandarma Şehitliği:

Kireçtepe Jandarma Şehitliği, Kireçtepe sırtlarında Kapanca Tepesi’nde bulunmaktadır. Anafartalar Ovası ve Tuz Gölü tarafına bağlanan toprak yolla ulaşılmaktadır. Bu şehitlik savaş esnasında kurulan gerçek bir şehitliktir. Mezarların yan tarafında eski bir taşın üzerine boş top mermi kovanlarının üst üste konulmasıyla oluşturulan bir anıt bulunmaktadır. Bu anıtın ve mezarların etrafı duvarla çevrilmiştir. Mezar taşlarının üzeri Osmanlıca yazılıdır. Bu anıt, düşman kuvvetlerinin geri çekilmesinden sonra yapılan 3 anıttan bir tanesidir. Şehitliğin hemen yan tarafında kitabe bulunmaktadır. Bu kitabede şu yazılıdır:
“6/8 Ağustos 1915’te Gelibolu ve Bursa Jandarma Taburları’nın kahramanca çarpışan 3 bölüğü, iki tugay gücüne ulaşan İngiliz kuvvetlerini Karakol Dağı ve Kireçtepe’de durdurup Anafartalar Grubu’nun kuzey yanını korumuştur.”

44-Akbaş Şehitliği:
Akbaş Koyu, Türk kuvvetlerinin başlıca ikmal iskelelerinden birisinin bulunduğu yerdir. İtilaf Kuvvetleri'nin deniz, denizaltı ve hava hücumlarının hedefi olmuştur. Akbaş Limanı ve arkasında bulunan vadi, cephe gerisindeki başlıca seyyar hastanelerinin bulunduğu yerdir. Akbaş Şehitliği, limanın kuzeyinde bulunan cepheden yaralı olarak getirilen ve burada şehit olanların, hava ve deniz hücumlarında şehit olanların gömüldüğü mezarlığın üzerine inşa edilmiştir. etrafı geniş bir duvarla çevrili şehitliğin iç kısmında 6m. yüksekliğinde bir anıt bulunmak
tadır.
eXTReMe Tracker