|
Her yaşta karşılaşılabilen sağlık sorunu -Grip Sağlığımız
için sürekli bir tehdit oluşturuyor. Birden ortaya çıkıyor ve bazen
kitlesel ölümlere neden olabiliyor. Başka hastalıklara da yol
açabiliyor. Karşı koyabilmek için tedbirli olmak büyük önem taşıyor.
Grip,
Influenza denilen virüsün, solunum yoluyla insan vücuduna girerek
özellikle sonbahar sonu, kış ve ilkbahar başında salgınlara neden
olduğu bir infeksiyon hastalığıdır. Grip enfeksiyonu yıl içinde
ortalama olarak toplumun yüzde 1'ini etkileyen önemli bir sağlık
sorunudur. Toplumun yüzde 10'undan fazlasını etkilemesi ise bir grip
salgını anlamına geliyor. Grip, tüm dünyada, işe gelmeme durumlarının
10'undan sorumludur. Grip,
daha önceden de bilinmesine rağmen aslında 1918 yılında yol açtığı
büyük salgınla gündeme oturmuş bir hastalıktır. İspanyol gribi
nedeniyle 1918 yılında yaklaşık 20 milyon kişi öldü. Daha sonra da daha
ufak çapta salgınlar görüldü. Örneğin, 1957 yılında Asya gribi diye
bilinen, 1968 yılında Hong Kong gribi diye bilinen grip salgınları
oldukça büyük sayıda insan topluluklarını etkilemiştir.1957-1985
yılları arasında ortaya çıkan 16 salgının her birinde ABD'de 10 bin-40
bin arasında ölüm vakası kaydedilmiştir. Dünya nüfusunun tahmini olarak
yüzde 10'u ila yüzde 20'si her yıl gribe yakalanmaktadır. Nasıl bulaşır? Grip
de nezle gibi, hasta kişilerin bulunduğu ortamlarda, hapşırma ve
öksürme yoluyla ve virüs bulaşmış ellerle temas sonrasında kolaylıkla
bulaşır.Virüs bulaşmış olanlar, belirtiler ortaya çıkmadan 2 gün
öncesinden başlayarak, semptomlar başladıktan 7 gün sonrasında kadar
virüs yayarlar. Bu süre içinde duyarlı kişiler için hasta olma riski
yüksektir. Risk grupları Küçük çocuklar ve 65 yaşından büyük olan kişiler en önemli risk grubunu oluşturmaktadır. Bunların dışında uzmanlar özellikle; - Şeker hastaları
- Astım ve kronik akciğer hastalığı olanlar
- Transplantasyonlu organ nakli yapılmış hastalar
- Böbrek hastaları
- Bakımevlerinde ve huzurevlerinde kalanlar
- Bağışıklık sistemini baskılayıcı tedavi gören kişiler
- Anne adayları (gebeliğin 3. ayından sonra)
- 6
aylık veya daha büyük bebekleri risk grubu olarak kabul etmekte ve
aşılama tavsiyesinde bulunmaktadırlar. Yapılan analizler sonucunda
Türkiye'de bu gruptaki kişi sayısının 10 milyon civarında olduğu
belirlenmiştir.
Grip hastalığının belirtileri nelerdir?
- Ateş
- Titreme
- Baş, sırt, kol ve bacaklarda ağrı
- Boğaz ağrısı ve kuru öksürük
- Halsizlik o İştah kaybı
- Kas ve eklem ağrısı
- Bulantı o Gözlerde yanma
- Burun
aktıntısı Grip, solunum hastalığı veya diğer kronik rahatsızlığı
olanlarda, ölümcül de olabilen çok ciddi hastalık tablolarına yol
açabilir.
Hangi hastalıklara yol açar? Bütün
üst solunum yollarında infeksiyonlara neden olan virüsler gibi,
influenza, yani grip etkeni olan virüsler, sadece gribal infeksiyon
tablosuyla sınırlı kalmaz; - Farenjit
- Larenjit
- Sinüzit
- Orta kulak iltihabı da yapabilir.
Sağlıklı insanlarda grip, 1 hafta içerisinde kendiliğinden iyileşir. Ancak bazı
kişilerde, örneğin müzmin hastalıklar nedeniyle vücut direnci zayıf
olanlarda, kalp-akciğer hastalığı olanlarda, yaşlılarda ve özellikle
şeker hastalarında; pnömoni (zatürre), meningoensefalit (beyin
iltihabı), miyokardit (kalp kası iltihabı) gibi ciddi ve ağır seyredip
ölümle sonuçlanabilecek durumlar görülebilir. Gribin yaşama etkileri Grip, ekonomik ve sosyal hayatı da ciddi biçimde etkiliyor. Bu alanlardaki etkileri şöyle ortaya çıkıyor: - Üretkenliğin kaybedilmesi ile ortaya çıkan işgücü kaybı
- Küçük çocukların anne ve babalarından çocuklara geçebilecek enfeksiyon riski
- Çalışanların işlerine gidememelerinden kaynaklanan ekonomik maliyetler
- Yalnız yaşayan çocuklu kadınların hem işlerinden kalmaları, hem de çocuklarının karşı karşıya kaldıkları riskler
Korunma Yolları Gripten
korunmanın en başta gelen yöntemi grip aşılarıdır. Grip aşısı,
özellikle hastalığa yakalanma ve sonrasında oluşabilecek hastalıklar
yönünden risk taşıyan Yüksek Risk Grubu dediğimiz kişilere faydalıdır. Her
yıl Eylül sonu - Ekim aylarında tek doz şeklinde yapılmalıdır. Aşı ile
koruyuculuk sağlıklı kişilerde % 80'lere varmaktadır; yaş ilerledikçe
koruyuculuk % 50-60'lara inmekle birlikte hastalığın hafif geçirilmesi
sağlanmaktadır. Aşı uygulaması, erişkinlerde omuz kası içine veya cilt
altına, 2 yaşın altındaki çocuklarda uyluğun ön-yan kısmına bir sağlık
görevlisi tarafından yapılmalıdır. Her sene aşı içeriği değiştiğinden
kişi o sene üretilen aşı ile aşılanmalıdır. Bu şekilde yapılan aşı, 1
yıl kadar gripten koruma sağlar. Doktorunuz diyor ki... Grip,
çocukları ve yaşlıları daha çok etkiler. Özellikle bu gruptakilerin
sonbaharda grip aşısı olmaları tavsiye edilir. Aşının koruyucu
özelliğinin görülmesi için, hastalığa yakalanmadan yapılması gerekir. Uzm. Dr. Ahmet F. YAĞCI Dahiliye Uzmanı
Prostat hastalığı Alternatif ve tamamlayıcı tedaviler. Prostat
hastalıklarında erken teşhis ve en uygun tedaviyi uygulamak önemlidir.
Ancak bunlardan daha önemlisi hastalıkdan korunmadır. Bazı
hastalıklardan nasıl korunulacağı bilinmeyebilir.
Bu
durum özellikle kanserlerde geçerlidir. Kalıtsal hastalıklarda da
yapacak şeyler sınırlıdır. Yine de bir çok hastalığın sebebi ve
hastalığa eğilimi arttıran riskler bellidir. Bunlardan kaçınılması
hastalıklardan koruyacaktır. Hastalıklardan korunmak, sağlıklı olabilmek için gerekenler: - Temiz çevre (temiz hava, temiz su),
- Doğal ve dengeli beslenme,
- Aktif bir yaşam tarzı, düzenli hareket,
- Zararlı alışkanlıklardan (sigara, alkol gibi) kaçınmak.
Prostat Hastalıklarında Alternatif ve Tamamlayıcı Tıbbın Faydası Var mıdır? Alternatif
ve tamamlayıcı tıbbın faydaları diğer hastalıklarda olduğu gibi prostat
hastalıklarında da tartışılan konudur. Bazıları bu tedavileri tamamen
reddederken bazıları da modern tıbbı reddedip her hastalığı bunlarla
tedavi edilebileceğini iddia etmektedirler. Doğada bulanan bir çok
madde ve bitki, şifanın kaynağıdır. Bunlar asırlardır kullanılmıştır ve
modern tıp da günümüzde kullandığı bir çok ilacı doğadan elde
etmektedir. Modern tıbbın henüz keşfetmediği bazı doğal ilaçların
olabileceği kabul edilmelidir. Prostat hastalıklarında kullanılan bazı
ilaçlar bilimsel kriterlerle araştırılmış ve faydası gösterilmiştir.
Ancak bunlar çok sınırlıdır. Geleneksel
olarak kullanılan bir çok ilacın, doğal yöntemlerin araştırılmaya
ihtiyacı vardır. Prostat hastalıklarında etkisi kanıtlanmış doğal
maddeler hem koruyucu hem de tedavi amaçla kullanılabilir. Bunlar
kullanılırken modern tıbbın önerdiği tedaviler ihmal edilmemelidir.
Prostat hastalıklarında kullanılan alternatif ve tamamlayıcı
tedavilerin faydası konusu dikkatle değerlendirilmelidir. Bu konularda
çalışan kişi ve kurumların alternatif ve tamamlayıcı tıp yöntemlerinin
başarısını olduğundan fazla gösterme eğilimindedirler. Bu nedenle
bilimsel kurallara göre yapılmış çalışmalar dışında abartılı iddialar
itiyatla karşılanmalıdır. Hatta bilimsel dergilerde yayınlanmış bir çok
makalenin de her zaman gerçeği yansıtmayabileceğine dikkat edilmelidir.
Prostat Kanseri ve Beslenme
Az
yağlı, sebze, meyve ve tahıllardan oluşan beslenme prostat kanseri
riskini azaltmaya yardımcı olabilir. Amerika Kanser Derneği hayvansal
kaynaklı yağların sınırlandırılmasını tavsiye etmektedir. Kırmızı et,
süt ürünleri, doymuş yağlar ve yumurta sarısı diyette azaltılmalı yada
tamamen kaldırılmalıdır. Prostat kanserinden korunmak için günlük
kalorinin, her biri 500 kalori olmak üzere üç öğüne sınırlanması ve 3
kez 100 kalorilik ara besinlerle günlük kalorinin 1800 ü aşmaması
önerilmektedir. Kalori
miktarı aktiviteye göre de ayarlanmalıdır. Bu şekilde şeker hastalığı,
tansiyon yüksekliği, kolesterol yüksekliği, kalp hastalıkları gibi bir
çok hastalıktan korunulabilir. Prostat kanseri ve kalori miktarı
arasında ilişki olduğunu gösteren çalışmalar mevcuttur. Kalori
alımındaki %20-40 arasındaki bir azalma bile prostat kanser
hücrelerindeki ölüm hızında artmasına, kanserdeki damarlanmanın ve
böylece gelişmesinin azalmasına neden olduğu bildirilmektedir. Prostat Kanseri ve Vitaminler Bazı
çalışmalar, günde 50 miligram (75 IU) E vitamininin prostat kanseri
riskini azalttığını göstermektedir(3). Prostat kanserli hastalara günde
400 IU d-alpha tocopherol (E vitamini) ve 210 mg gama tocopherol
kullanması tavsiye edilmektedir(4). E vitamini prostat kanserinin
görülme sıklığını (insidens) %32 ve prostat kanserinden ölüm riskini
%41 azalttığı belirtilmektedir. Prostat Kanseri ve Selenyum Prostat
kanserinin önlenmesinde ve tedavisinde selenyum değerli bir maddedir.
Sarımsak ve soğanda bulunan selenyumun günde 200 mcg miktarında
alınması önerilmektedir. Günde 200 mcg selenyumun ve E vitaminin her
erkeğin 25 yaşından sonra yaşam boyunca alması gerektiğini bildiren
çalışmalar mevcuttur. Bir çalışmada selenyum prostat kanseri sıklığını
%63.5 oranında azalttığı belirtilmektedir. Prostat Kanseri ve Domates Antioksidan
olarak adlandırılan maddeler hücrelerdeki DNA nın hasarlanmasını
önlemektedir. Bu maddeler prostat kanseri riskini azaltabilir.
Lokopenler (Lycopenes) antioksidanlardan olup prostat kanseri riskini
azalttığı öne sürülmektedir. Bunlar domateste, greyfurt ve karpuzda
bulunmaktadır. Bir çalışmada 10 veya daha fazla porsiyon domates (bir
porsiyon yaklaşık orta boy bir domates kadardır) yiyenlerde prostat
kanseri görülme oranının %41 azaldığı, 4-7 porsiyon domates yiyenlerde
ise prostat kanseri görülme oranının %22 azaldığı belirtilmektedir. Domatesin
taze domates, domates suyu, salça olarak kullanılmasın aynı etkiyi
göstermektedir. Prostat Kanseri ve Çilek Prostat kanseri riskini
azaltan bir başka besin de çilektir. Haftada bir porsiyon çilek
yiyenlerde prostat kanseri riskinin %20 azaldığı öne sürülmektedir. Prostat Kanseri ve Çilek Prostat
kanseri riskini azaltan bir başka besin de çilektir. Haftada bir
porsiyon çilek yiyenlerde prostat kanseri riskinin %20 azaldığı öne
sürülmektedir. Kabak Çekirdeği İyi
huylu prostat büyümesi olan bazı hastalar, kabak çekirdeğinin
kendilerine iyi geldiğini belirtmektedirler. Yurt dışında kabak
çekirdeği bitkisel ilaç haline getirilerek satılmaktadır. Saw Palmetto Tropikal
bir bitki olan saw palmetto (Seranoa serrulata or Seranoa repens) iyi
huylu prostat büyümesinde kullanılmaktadır. Bu bitkinin Amerika ve
Avrupa�da kullanımı yaygındır. Prof.Dr.Ali İhsan Taşçı TÜRKİYA HASTANESİ (Kaynak bilgi)
|