|
GÜL VEREN ELDE GÜL KOKUSU OLUR. Uzun yıllar önce çinde lili adlı bir
kız evlenir ve aynı evde kocası kaynanası ile birlikte yaşamaya başlarlar.Birkaç
ay sonra bitmez tükenmez gelin-kaynana kavgalarından ev çekilmez hale
gelmiştir.Birşeyler yapmak gerektiğinie inanangelin doğru babasının eski bir
arkadaşı olan baharatçıya gider ve derdini anlatır.Yaşlı adam ona bitkilerden
bir iksir hazırlar ve bunu 3 ay boyunca hergün azar azar kaynanası için yaptığı
yemeklerin içine koymasını söyler.Zehir az az verilecek böylece onu gelinin
öldürdüğü belli olmayacaktır.Yaşlı adam genç kıza kimsenin ve eşinin
şüphelenmemesi için kaynanasına çok iyi davranmasını ona güzel yemekler
yapmasını da söyler.
Sevinçle eve dönen gelin bunları
aynen uygular.Hergün kaynanasına en güzel yemekleri yapar.Ona iyi davranarak
tabağına azar azar zehri damlatır.Bir süre sonra kaynanasıda çok değişir ve ona
kendi ızı gibi davranmaya başlar.Evde artık barış rüzgarları esmektedir.Bu ara
gelin yaşlı kadını artık ölmesini istemez olur ve verdiği zehirden pişman
vaziyette baharatçıya gider.Yaşlı adama kaynanasına verdiği zehirleri
temizleyecek çare için yalvarır.Yaşlı adam yaşlı gözlerle şöyle
konuşur:
“Sevgili lili sana verdiğim sadece
vitamindi gerçek zehir senin beyninde idi sen ona iyi davrandıkça onunda nefreti
sevgiye dönüştü böylece bsiz gerçek ana-kız oldunuz.”
Gül veren elde gül kokusu
olur.”
Saygılarımla, Teknur
AKTAŞ Doğumhaneden çıkan yeni anne
odasında kendini bekleyen bebeğine yaklaştı ve yüzünü açtı.Tam o sırada odada
bulunan doktoru annenin çığlığıyla yüzünü cama döndü.Aman allahım oda neydi yeni
doğan meleğin kulakları yoktu.Tıbbi bir4 sürü tahlilden sonra görsel bozukluğun
haricinde hiçbir sağlık problemi olmayan yeni melek ve anne taburcu olup teni
yaşamlarına alışmaya başladılar.Zaman nede çabuk geçmiş annenin meleği kocaman
afacan olmuş okula başlamıştı.Zaman ilerlemiş her şey yolunda giderken
ünüversite yılları başlamıştı.Ama hiçbirşey eskisi gibi değildi.Okulda çok
başarılı bir öğrenci olan annenin meleği görüntüsü itibari ile dışlanmıştı
ruhsal çöküntü yaşıyordu ama asıl çöküntüğü birgün okuldan eve gelirken yolda
kendisine “ucube ye bakın”diyen gençlerden duyduktan sonra yaşar ve içine
kapanma dönemi başlar.Anne ve baba yıllardır bugünle karşılaşacakları günü
bekliyordu ve o gün gelmişti.Birgün baba eve heyecanla geldi ve oğlum sana uygun
kulak bulunmuş yarın doktora gidiyoruz ama bir anlaşma yapmaız lazım kulaklarını
sana veren kişi kimliğini saklı tutuyor lütfen ısrar emte kimliği hakkında
konuşuluyor ve hastaneye gidiliyor başarılı bir operasyondan sonra artık kendine
güvenen bir gen ç olan annenin meleği okulu başarılı bir şekilde bitirip
diplomat oluyor mutlu birt evlilik yapıyor.
Aradan yıllar geçiyor ve annenin
meleğinin hayatının en zor günü annesi musalla taşında tabutun içinde babası ile
başında bekliyor.Babası “oğlum artık sırı açıklamanın vakti geldi.Annenin yüzünü
açarmısın.”Aman allahım oda ne annesinin kulakları yoktu.Babası”annen yıllardır
saçlarını kesme gereği duymadı ve bu yüzden kimsede kendisini çirkin bulmadı”.
Saygılarımla, Yeni doğan bebek aynen
melek gibi güzeldi.Annesinin şirin bebeği idi.Annesi onu hep “güzeller güzelim,
melek yüzlüm,aho gözlüm,dünya güzelim”diye severmiş.Aradan seneler geçiyor ve
küçük kız okullu oluyor.Ama yıllardır annesini güzellik abidesi kızı hiçte öyle
olmadığını kötü tecrübelerle anlıyor.Eve geliyor annesine”sen yalancısın
yıllardır beni çok güzel olduğuma inandırdın ama değilim herkes benimle dalga
geçiyor benden nefret ediyor bende senden nefret ediyorum ediyorum”diyor ve
evden kaçıyor.Yıllar geçiyor ve anne yaşlı ve hasta kızının trafik kazası
geçirip gözlerini kaybettiğini öğreniyor ve gözlerini kızına vermek üzere
doktora gidiyor gözleri alınıp kızına takılıyor bu sırada anne yaşlı ve yorgun
olduğundan ve kızının acısından vücüdu bu ameliyata dayanamayıp anne ölüyor.Genç
kızın ameliyatı başarılı geçiyor ve gözleri açılıyor doktordan bir ayna istiyor
ve aman allahım bu ne güzellik dünya yüzünde bukadar bir güzellik daha olamaz
doktora dönüyor ve”doktor bey bu ben olamam ben bukadar güzel olamam.Bu gözler
kimin gözleri “diye soruyor.Doktor annesinden tüm gerçekleri öğrendiği için genç
kıza cevap veriyor.”Gözler annenizin ameliyat esnasında kendisini
kayıpettik.
Siz şuan kendinize
annenizin gözleri ile bakıyorsunuz onun için siz güzeller güzeli,melek yüzlü,ahu
gözlü,dünya güzeli idiniz”.
“ANNELERİN GÖZÜNDE
YAVRULARI DÜNYADAKİ BÜTÜN NİMETLERDEN DAHA NİMET,BÜTÜN GÜZELLİKLERDEN DAHA
GÜZELDİR” tEKNUR aKTAŞ Daha henüz 18 yaşındaydı, ama hayatının sonundaydı.
Tedavisi mümkün olmayan ölümcül bir kansere yakalanmıştı.Kahır içinde
eve kapamıştı kendini.Sokağa çıkamıyordu. Annesi,birde kendisi,o
kadardı bütün hayatı.Bir gün canı fena helde sıkıldı,dayanamadı,attı
kendini sokağa.Bir yığın vitrinin önünden geçti.Tam bir CD satan
dükkanıda geride bırakmıştıki,biran durdu.Geri döndü, kapıdan
içeri,gözüne hayal meyal takılan genç kıza birdaha baktı.Kendi
yaşlarında harika bir genç kızdı tezgahtar.Hani ilk bakışta aşk derler
ya,öyle takılıp kalmıştı işte.İçeri girdi.Kız gülümseyerek konuştu
ona."Size nasıl yardım edebilirim?" diye.Nasıl bir gülümsemeydi o.Hemen
oracıkta sarılıp öpmek istedi kızı. Kekeledi,geveledi evet diyebildi
Rastgele bir plağı işaret ederek."Evet şu CD'yi bana sarar mısınız?"Kız
CD'yi aldı,içeri gitti. Az sonra paket edilmiş geri geldi.Aldı
paketi,çıktı dükkandan,evine döndü,açmadan dolabına attı.Ertesi sabah
gene gitti aynı dükkana. Gene bir CD österdi kıza, sardırdı aldı eve
getirdi,attı paketi dolaba,gene açmadan.Günler hep alınıp sarılan
CD'lerle geçti.Kıza açılmayı bir türlü cesaret edemiyordu.Annesine
açıldı sonunda.Annesi"Git konuş oğlum, ne var bunda"dedi.Ertesi sabah
bütün cesaretini topladı.Erkenden dükkana gitti.Bir CD seçti.Kız
gülerek aldı plağı.Arkaya gitti,paketlemeye.Kız içerdeyken bir
kağıda"Sizinle bir gece çıkabilir miyiz"diye yazdı,altına telefon
numarasını ekledi,notu kasanın yanına koydu gizlice.Sonra paketini alıp
kaçtı gene dükkandan.İki gün sonra evin telefonu çaldı.Anne açtı
telefonu. CD Dükkanındaki tezgahtar kızdı arayan. Delikanlıyı
istedi.Notunu yeni bulmuş da.Anne ağlıyordu."Duymadınızmı" dedi." Dün
kaybettik oğlumu.."
Cenazeden bir kaç gün sonra,anne oğlunun odasına girebildi sonunda.
Ortalığa çekidüzen vermeliydi.Dolabı açtı.Ortaya atılmış bir yığın
açılmamış paket paket gördü.Paketleri aldı, oğlunun yatağına oturdu ve
bir tanesi açtı.İçinde bir CD vardı,bir de minik not."Merhaba..Sizi
öyle tatlı buldum ki.Daha yakından tanımak istiyorum.Bir akşam birlikte
çıkalımmı. Sevgilerle..!"Anne bir paket daha açtı. Ondanda bir CD ve
bir not vardı."Siz gerçekten çok tatlı birisiniz,hadi beni bu gece
davet edin,artık.Sevgilerle.."
Unutmayın.Düşündüğünüz şeyi mutlaka söyleyin.Birini
seviyorsanız,söyleyin ona.İçinizdekini söylemekten korkmayın. Birisi
hakkında ne hissediyorsanız söyleyin ona.Ve hemen söyleyin.Hemen.
Çünkü,doğru zamanı bekler ve"İşte şimdi tam zamanı"derseniz,bir
bakarsınız çok geç olmuş.Gününüze sahip olunki, pişmanlıklar
yaşamayasınız.Hepsinden önemlisi,dostlarınıza,sevdiklerinize, ailenize
hep yakın olun.Çünkü bugünkü insan olmanızı onalar sağladı,sizi onlar
şekillendirdiler."Seni seviyorum" demekten sakın,ama sakın çekinmeyin,
utanmayın,Korkmayın!Yaşamayı yaşanmayı değer yapan şey sevgidir...
|