|
Hikmet Kaya sevgi seli sitesi sakinlerine kucak dolusu sevgilerimle. Sivrisineğin gözünü halkeden, Güneş\'i dahi O halketmiştir.
Bediüzzaman Said Nursi Yalan öyle zehirli bir oktur ki, hedefini değil atanı yaralar Haset, ateş nasıl odunu yer yutarsa iyilikleri yer yutar, mahveder.
Hz. Muhammed (sav)Hiç kimse kaderini değiştiremez ve kaderinden kaçamaz.
Goethe Başkasında görüp hoşlanmadığın ayıbın kendinde olduğunu görmemekten büyük ayıp olamaz.
Hz. Ömer Affetmek zaferin zekatıdır.
Hz. Muhammed (sav)\"\"iki şey aptallık belirtisidir, konuşacak yerde susmak, susacak yerde konuşmak.
Atasözü Toprağa her türlü kötü şey atılır. Fakat topraktan hep güzel şeyler biter.
Akşemseddin BAYRAMLARI BAYRAM YAPMAK Bayramı uğurlarken hoşuma gittiği için aktarıyorum uzun olduğu için sevgi seli okuyucularından özür beyan ediyorum bu arada Fezayir abinin güzel ibareleri ve fıkralarıyla,Kenan beyin Yazı dizilerinde ayrıyeten teşekkür ediyorum.Sevgi ve Saygılarımla. Bayram kelimesi sadece bir kelime. Bayramı bayram yapanlar olursa, bu kelimeye ruh gelir. Kupkuru olmaktan kurtulur. Kurbanlar çeşit çeşittir. Kurban dinî bir bayramdır. Bu bayramda günahları kurban etmek lazım. \"İçki içmeyeceğim, sigara içmeyeceğim, yalan söylemeyeceğim, namaz kılacağım\" Gördünüz mü? Birçok şeyleri kurban ettik, namaz kılmak gibi bir saadete kavuştuk. Bayramlarda kötü alışkanlıklar kesilip atılmalı. Yanlış davranışlara \"hayır\" demeli. Herhangi bir ailede kavga varsa, o ailede İslamî hayat yoktur. İslamî hayatın olmadığı bir ailede bayram olur mu? Kadın ağlar, çocuk ağlar. Böyle bayram olur mu? Bayramları bayram yapmak lazım. Şair, \"Ben gurbette değilim, Gurbet benim içimde\" diyor. Acıları, ızdırapları içine gömmüş bir insan bayram yapamaz. Bayram herkesin hakkı. Hak haklıya verilmiyorsa garibanlar ne yapsın? Bu dünyada fakirler, yoksullar, yaralılar zevk alabilmişler. Öte yanda giden yolcu, evindeki dertle kıvranıyor. Vizon kürk giyen bir hanım ağlıyor. Büyük binalarda küçük insanlar oturuyor. Hem İslamiyet\'ten uzaklaşacağız, hem de mesut olacağız. Bu imkânsızdır. Allah cennet gibi bir dünya yaratmış. Bu cennet dünyayı cehennem etmememiz için, İslamiyet\'i göndermiş. Şehirleri, insanlar kirletiyor. Kırları Allah hep temiz tutuyor. Bir İslam âliminin huzurunu bulamayan o âlimin huzurunu paylaşmayan insanlar şöyle diyor: \"Bayram gelmiş, neyime? Kan damlar yüreğime.\" Yürek bir et parçası, kalp Allah\'ın evi. İman et parçası olan bu yüreği mü\'minin kalbi yapar. Mü\'minin kalbi de beytullahtır. İmansız yürek sinede bir yüktür. \"Din hayatın hayatı, Hem nuru hem esası, İhya-i dinle olur, Bu milletin ihyası.\" Öyle insan vardır ki, derdin tesbihini eline alır, bir derdi bir derde kurban eder. Kurban Bayramı mü\'minin sinesindedir. İman, insanı insan eder, belki insanı sultan eder. Ekonomik imkânsızlıklar, insanlara gülmeyi unutturmuş. İbadetin ve ilmin zevkini alanlar, imkânsızlıkların içinde çok şeyler başarmış. Çöplükte açan çiçekler gibi. Gülün içinde diken yok, dikenler içinde gül var; hilkatin böylesini seven bülbül var. İyi gören iyi düşünür. İyi düşünen hayattan lezzet alır. Baksana şu dağın başında evi, yatağı, yorganı olmayan, etrafta hiç kime bulunmayan o insan ata biner gibi dünyanın sırtına binmiş, yıldızlar âlemini dolaşıyor. Zâhirde, yalnız mı yalnız, bâtında esma\'ül hüsnayla dolaşıyor. Güneş bizden, biz de güneşten çok uzağız. Fakat güneş, ışıklarıyla bizim başımızı okşar. İslam güneşi mü\'minlerin ruhunda pırıl pırıl parlamaktadır. Bayram bunların hakkıdır. Sizin de bayramınız mübarek olsun!
Hikmet Kaya-15.01.2006 Bir bayramı geride bırakırken SEVGİ SELİYLE büyümek birbirimize karşı, daha saygılı olmak üzere, nice bayramlara hayırlısıyla ulaşmak ümidiyle bütün dostlara,hasseten siteyi açıp hızmetimize sunan ve güzel yazılarıyla bizleri onure eden herkese selam dua. Bak şu kâinat bostanına,şu zeminin bağına, şu semanın yıldızlarla yaldızlanmış güzel yüzüne dikkat et. Her bir inek, deve, koyun, keçi gibi mübarek hayvanlar bismillah der; rahmet feyzinden bir süt çeşmesi olur. Bizlere Rezzak namına en latif,en nazif, abı hayat gibi bir gıdayı takdim ediyorlar. Ağaçlar çamur yiyip bize en güzel meyveleri takdim ediyor. Dünya, seyyar bir ticaretgâhtır. Öyle ise, alış-verişini yap gel ve senden kaçan ve sana iltifat etmeyen kafilelerin arkasından beyhude koşma, yorulma! Şu misafirhane-i dünyada nazar-ı hikmetle baksan hiçbir şeyi nizamsız, gayesiz göremezsin.Nasıl sen nizamsız, gayesiz kalabilirsin? Beşerin bulaşık eli karışmamak şartıyla, hiçbir şeyde hakiki nezafetsizlik ve çirkinlik görülmüyor. Nazık hassas içten ve samimi olmak ümidiyle.
HİKMET KAYA - YALOAVA GÜL BAHÇESİ "Bir insanın gerçek zenginliği, onun bu dünyada yaptığı iyiliklerdir.\"Hz. Muhammed (sav) "Bilim alçakta kalanları yükseltir, bilgisizlik de yüksektekileri alçaltır.\"Hz. Ali "Duadan bıkkınlık göstermeyiniz. Çünkü dua ile beraber olan hiç kimse helak olmamıştır.\"Hz. Muhammed (sav) "Dua ve ibadet, Allah ile olmaktır. Allah ile olan kimse için ölüm de, ömür de hoştur.\"Mevlana "Sabredin, her şeyin başı abırdır. \"Hz. Ebubekir Bütün dostlara selam
BİR AYIN SULTANI HOŞ GELDİN ŞEHRİ RAMAZAN -RAMAZAN MESAJI Hikmet KAYA/YALOVA Muhterem kardeşlerim ve Kıymetli Dostlarım; Kudümü ile şereflendiğimiz ramazanı şerifinizi tebrik eder bu mübarek ayın günahlarımıza kefaret, belâların kalkması için vesile-i rahmet ve rızıklarımıza bereket olmasını niyaz ederim. Bir çok hadis-i şerifleri özetleyecek olursak;Ramazanı şerif, kendisinde bin aydan daha hayırlı kadir gecesi bulunan çok bereketli bir aydır.O ayda her hangi bir nafile hayır işleyen, bir farz eda etmiş gibi, bir farz yapan da diğer aylarda yetmiş farz eda eden gibidir. O, sabır ayıdır; sabrın karşılığı ise cennettir. O, iyilik ayıdır; o, kendisinde mü\'minin rızkı artan bir aydır.Onda bir oruçlu iftar ettirenin günahları mağfiret ve boynu cehennemden azat olur.Oruçlunun mükakâfaatından bir şey eksiltilmeksizin iftar ettirene de onun bir misli sevap verilir. Bir yudum süt veya su ile oruçluyu iftar ettirene de Allah\'u Teâla bu sevabı verir. Bir oruçluyu doyurana Allah\'u Teâla, Rasülullah Sallallahü Aleyhi ve Sel-lem\'in havz-ı kevserinden öyle bir şerbet içirir ki, cennete girinceye kadar bir daha susamaz.O, bir aydır ki başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennemden beraattır. O halde, ramazan-ı şerifte dört hasleti çoğaltın, bunların ikisiyle rabbinizi razı edersiniz, diğer ikisine de mutlak muhtaçsınız.Rabbinizi razı edeceğimiz iki haslet Kelime-i Tevhid ve İstiğfardır. Zaruri isteğiniz olan diğer ikisi ise: Allahu Teala\'dan Cennet isteyip, Cehennemden ona sığınmanızdır. İşte böyle bir aya girmekle bahtiyar olan bizler bu aydaki faziletlere erişmek için çok gayret göstermeliyiz dostlarla muhabbeti artırma adına gayret sarfetmeliyiz. Bin aydan daha hayırlı olan kadir gecesine kavuşmak için çok dua etmeliyiz. Çünkü O\'nun hayırlarından mahrum olan gerçekten bütün hayırlardan mahrumdur. Oruç Yardımlaşmadır,Oruç muhtaçların imdadına ulaşmadır,Oruç,zengin olduğun halde verilen nimetleri hatırlamandır,Oruç,açılığı hissettiğin zaman açların halini düşünmendir, Oruç sıhhatli olduğun halde açlık hissiyle sıhhatin kadrini anlamandır, Oruç,dünya içinde ki nimetleri bize lütfettiğinden dolayı Rabbimize şükretmendir. Böyle bir mübarek aya erişmenin mutluluğu içerisinde bu sanal alemi bizlere açma adına gayret sarf eden kıymetli hemşerilerimize teşekkür eder Bu arkadaşlarımızın aracılığı ile bütün dostlarımızın, Alemi islamın ve bütün müslümanların Ramazanını tebrik eder daha nice Ramazan aylarına sıhhat afiyet huzur mutluluk içerisinde ulaşmalarını Cenubu Haktan Niyaz ederim. HİKMET KAYA ORUCUN HİKMETLERİ Her zaman ibâdet yapmanın en önemli hikmeti emirdir. Yani Allah ın emretmiş olmasıdır. Gâyesi de Allah ın rızâsını kazanmaktır. Bundan başka elbette ibâdetlerin kendi yapısına, özelliğine, türüne ve niteliğine göre kendisine mahsus hikmetleri de vardır. Ramazanda oruç tutmanın hikmetlerine, O Ramazan ayı ki, insanlara doğru yolu gösteren, apaçık deliller taşıyan ve hak ile bâtılın arasını ayıran Kurân, o ayda indirilmiştir 1 âyetinin tefsîri olarak özel bir risâlede yer verilmiştir. Ramazanda oruc, İslâmiyetin beş şartından birincisi olduğunu ve İslâm şeâirinin en büyüğü bulunduğunu bildirmiş; bu ayda oruç tutmanın çok hikmetlerinden başlıcalarını şöyle zikredilmiştir. 1) Ramazanda oruç tutmakla insan Cenâb-ı Hakk ın terbiye edicilik sıfatını tanır ve bizi Allahın büyük bir disiplinle terbiye altına aldığını fark eder. 2) Ramazandaki oruçla tok açın halini, zengin fakirin halini, üst sınıf alt sınıfın halini anlar. Toplumda her bir sınıf birbirine yardımcı olmaya ve el uzatmaya hazır bir mâneviyât kazanır. Büyüklerin küçüklere, zenginlerin fakirlere, yüksek sınıfların alt sınıflara eğilmesi ve el uzatması neticesinde ise, sosyal hayatta maddî-mânevî düzen ve âhenk sağlanır, toplum barışı temin edilir, toplum fertleri arasındaki uçurumlar ortadan kalkar. 3) Ramazandaki oruçla insan kendi dünyasında iç huzur ve saadete kavuşur. Günahlardan arınır ve ruh terbiyesine ulaşır. 4) Ramazandaki oruçla insan, baş düşmanı olan nefsini terbiye eder, ıslâh eder ve iyi ahlâka yönlendirir. 5) Ramazandaki oruçla Allahın nimetlerine umûmî, anlamlı, kapsamlı ve farklı bir üslûpla fiilî bir şekilde şükür yapılmış olur. 6) Ramazandaki oruçla her zaman faydalanılan günübirlik lezzetler terk edilerek, Kurânın indirildiği ay olan Ramazanda Kurânı indiren yüksek irâdeye, Kurânın indiriliş sürecine ve bizzat Kurâna, mânevî bir bayram hüviyeti ve sevinci içerisinde saygı duyulur. Kurâna mukabele edilir ve Kurân baş tacı yapılır. Kalpler Kurânı anlamaya hazır şekilde motive edilir. 7) İnsan dünyaya, âhirete dönük ticâret yapmak ve âhiret hesabına azık toplamak için gelmiştir. Ramazandaki oruçla, geliş amacına ve kâbiliyetlerine uygun olarak çok yüksek kârlâr kazanır, çok kazançlı ticâretler yapar, çok gıdâlı azıklar elde eder ve çok verimli ekimler ve hazırlıklar yapar. 8) Ramazandaki oruçla insan günübirlik sağlık ve sıhhatine yönelik adımlar atmış olur. İnsan midesi istirahata çekilir, hazım kolaylaşır ve insan sabra alışır. 9) Ramazandaki oruçla nefis Rab değil, kul olduğunu hatırlar, firavunluğu bırakır. Kulluğa ikna olur, kulluktan râzı olur. Rab olarak sadece Rabb�ini bilir. Kendisinin âciz bir kuldan ibâret olduğunu kavrar. , Cenâb-ı Hak yeryüzünü büyük bir nimet sofrası şeklinde yaratmış ve bütün nimet türlerini hiç kimsenin ummadığı şekilde o sofraya dizmiştir. Canlıları merhametle, şefkatle, eksiksiz biçimde ve bizzat terbiye ettiğini her ihtiyaç sahibine sayısız nimetleriyle göstermiştir. Oysa insan çoğu zaman nimetlerin bu eşsiz dizilişini görmemekte, her saniye vazgeçemediği nimetler için bile gaflet içinde sebeplere takılıp kalmakta ve Allah�ın eşsiz bir şefkatle nimetlendirdiğinin farkında olmamakta, Allah�ın kadir ve kıymetini kavrayamamaktadır. Ramazan-ı Şerifte ise mü�minler, emir dinlemeye hazır muntazam bir ordu hükmüne geçmektedir. Öyle ki, bütün insanlar, Kâinât Sultanının sofrasına ve ziyâfetine dâvetlidirler. Düşünün ki: Bu dâvete icâbet eden mü�minler akşama yakın saatlerde, davete icâbetin bir gereği olarak sofra başlarına geçmişlerdir. Önlerine mükellef bir sofra açılmıştır. İçinde yok yoktur. Her şey itina ile bir bir dizilmiştir. Fakat, hiç kimse elini sofraya uzatmıyor. Herkeste sessiz bir itaat, sessiz bir boyun eğiş, sessiz bir emir bekleyişi vardır! Herkes Kâinât Sahibinin �Buyurunuz!� emrini bekliyor gibi bir ibâdet tavrı içindedir. Böylece, Allah�ın görkemli, haşmetli, şefkatli, çok geniş ve çok kapsamlı rahmet eserlerine karşı mü�min, kapsamlı, geniş ve muntazam bir ibâdet disiplini içinde cevap veriyor, mu |