|
SARIKAMIŞ DRAMI & DESTANI
Sarıkamış Sehitlerini Saygı ile
anıyoruz...
Doğu cephesinin önemi dünyaca bilenen bir
gerçekti. Doğu cephesi direnci kuvvetli ve düşmanlarının gözlerini korkutan bir
cepheydi. Çünkü o cephe bir kale kapısıydı. Ve kale ne kadar kuvvetli olursa olsun
kapısı açıldıktan sonra teslim olmuştur. İşte tamda bu sırada, kale içten
çöktü. Enver Paşa'nın ütopik düşlerinin diyetini, 90 bin yiğit şehit düşerek
ödedi. Savaşmadan bir savaşı bilisizlikten kaybettik, ki kaybettiklerimiz bir
savaştan ve getirirsinden daha da önemli olan canlardı. şair Özdemir Asaf’ın da dediği gibi “ Bir ordu darmadağın olur
bilisizlikten, usul düşlerle beslenikse. “
Rus çarı Nikola’nın
yıllarca yenemediği ve kaçarak canını zor kurtardığı cephe de bir dram bayrağı
dalgalanıyordu. İngilizleri arayıp Türkleri yenmenin yolunu soran Nikola’ya cevap
Çanakkale cephesini açmaktı. Böylece ordular Çanakkaleye sevk edilecek ve Doğu
cephesi güçsüzleşecekti. Enver paşa bu durumda bir plan yaparak ütopik düşlerini
de yanına almayı unutmadan, Oltu’dan, Allahuekber Dağlarını aşarak
Sarıkamış’ı kurtaracak ve ötesine geçecekti. Enver Paşa’nın amacı Kafkasya’dan sonra Hindistan ve Afganistan’a
yürümekti. Ne yazık ki planına bir şeyi katmamıştı, o da doğa koşullarıydı.
Sarıkamış’ın insanın dudağında sözünü donduracak kadar –40 derece soğuğu
vardı. Allahuekber Dağlarında ki tipi ve boranda hesapta yoktu ve bu hesapsızlık 90
bin askeri tek kurşun atmadan şehit düşürdü. Rahmetle anıyoruz...
Cephede tam başarı elde
edeceğimiz zaman destek gelmeyince, ordular geri çekilmek zorunda kalmıştı. Daha
sonra 1918 de Sarıkamış ve Kars alınmış, ama Mondros Ateşkes antlaşması uyarınca
eski sınırlara dönülmüş ve bu mukaddes topraklar elden çıkmıştı. Bir dramın en
acı izlerini taşıyan Sarıkamış topraklarında, bu defa düşmanın ayak izleri
vardı.
Rusya'daki Bolşevik
İhtilalinden sonra Ruslar geri çekilince, bölge Ermeni’lerin eline geçmiş ve yöre
halkımız. Zafer sarhoşlarının zulmüyle
karşılaşmıştır. Ahırlara,
samanlıklara doldurularak yakılan halk, 20
binden fazlaydı. 33 köy yok oldu. Söylenenlere
göre bu işkenceler karşısında Rus askerleri ağlamıştır.
Kaydelinen gerçek
tarih çok iyi biliyor ki, bu tarihin gerçek belgeleri ADB ve Alman devlet arşivlerinde
vardır. Kendi toprağında sürgün düşmüştür bu aziz insanlar. Sarıkamış dramı şehitleri aslında 120 bin
kişidir. “Bazı idealler o kadar değerlidir ki, uğrunda mağlûp olmak bile bir zafer sayılır.” Türkiye Cumhuriyeti, ilk zaferi olan Doğu
Cephesi’ndeki galibiyetle filizlenmiştir.
Mevcudiyetimiz namına
yapılan her şey helaldir elbette, ama ne var ki Sarıkamış Şehitlerinin ruhu hak
ettiği münevverlikle nail olamamışlardır. Gecikmiş bu alakanın gereğini 87 yıl
sonra, yani bugün Şehitlerimiz adına rica ederi... 8 Ocak 1914’te
Sarıkamış dağlarında Şehit olan Mehmetçiklerimizi saygıyla anıyoruz....
CİHAN HARBİNDE
SARIKAMIŞ
1914
sonunda Osmanlı Devleti, Almanya ve Avusturya imparatorlukları yanında, Rusya,
ingiltere, Fransa ve müttefiklerine karşı harbe katılmıştı. 1878’den beri Kars ve
Artvin, Rusya’nın elinde idi. Türklerle meskun bu illeri geri almak Alman’ların Doğu Avrupa’daki Rus
cephesindeki hareketlerini hafifletmek, bir muharebe kazanmak, Kafkasya ve diğer Türk
illerine yaklaşmak gibi gayelerle, Harbiye Nazırı ve Başkumandan Vekili Enver Paşa,
bu cephede taarruza karar verdi.
1 Kasım 1914 sabahı Rus güçleri Türk
sınırına girdiler. Yavuz ve Midilli’nin Rus imanlarını bombalamasından sonra
gelişen olaylar Rus saldırısı ile yeni bir döneme giriyordu.
Savaş başladığı anda Rus’ların Kafkasya
mıntıkasında toplam 160.000. kişilik birlikleri vardı. batum, Alexanrpol, Erivan ile
sınır arasında 1. Kafkas Kolordusu , 66. Yedek Tümeni, 1.2.3. Plaston Tugayları, 1.2.
Kazak Tümenleri ve bir sibirya süvari Tugayı bulunuyordu. Bu güçlerin gerisinde de
Tiflis’te 2.Tükistan Kolordusu vardı. bu güçler saldırı için getirilmişti.
Güçleri şöyleydi; 86 Piyade tabur, 96 süvari
bölüğü, 258 top olarak toplam 90.000. asker idi. Ayrıca Piyade tümenlerinde ikişer
piyade ve birer topçu Tugayı bulunuyordu. Topçu Taburları 18 Toplu 3 Bataryadan
müteşekkildi. Böylece Tümenlerde 16 Piyade Taburu ve 48 Top bulunuyor demekti.
Kolordudaki Obüscü ve İstikam Taburları,
Alay’lı ikişer Tugaylı süvari tümenleri vardı. bunlara 16 Tonluk 3’er bataryada
verilmişti. Topların menzilleri 5-6 bir metre idi ki bizim topçu birliklerimizin
mesafesini aşıyordu. Rus Kafkas ordusu ayrıca Türkistan birliklerinden takviye edilmek
imkanına sahipti. Nitekim Sarıkamış harbinde bu takviyeler yetiştirilmiştir.
Doğuyu korumakla görevli 3. Ordunun bütün
sahasında mevcut Jandarma kuvvetleriyle geri hizmetliler ve gayri muharip teşkilat dahil
190 bin insan 53.794 hayvandı. Bu mevcut içinde Nizamiye Birlikleri 83.000. asker, Yedek
Birlikler 13.177 asker, Erzurum kalesi 13.383 asker, Nakliye Kolları 11.168 asker, Menzil
Örgütü 5531 asker, depolar 10.081 asker, Jandarma sınır birlikleri 28.588 asker, ordu
Karagahı 295 asker idi.
Cephede malzeme ve iaşe çok noksandı. Mesela mevcut 6
yıllık iaşesi için 88.000 ton buğday, çavdar ve arpa ihtiyacı olmasına karşın,
Ordu ambarında 1250 ton hububat vardı. kışa girilmiş olduğu için erzağın gereği
gibi taşınması, dağıtılması bi hayli güçtü. İstanbul’dan gelen telkinlere
uyarak Ordu sınırından savaşa sebebiyet vermemek için dikkatli idi. Ama ne var ki
Karadeniz’deki Rus donanmasının bombalanması ardından sınırımızda Rus silahları
patladı. Artık kara harbi başlamıştı. Yalnız şu halde anlaşılıyor ki savaştan
önce Kafkasya’da bir taarruz harbi planlanmış değildi. Ortada bir düzenli orduda
yoktu. Fakat belirtmeliyiz ki bu arada Enver Paşa orduyu 22 Temmuz 1333’te (4 Ağustos
1914) Ordulara bir ıslahat fermanı yayınlayarak mutlak bir itaat ve vazifeyi ifaya gece
gündüz gayret istemiştir. Fakat öyle görülüyor ki daha Avrupa’da Harp başlar
başlamaz, Enver Paşa’nın çevresinde Alman’lardan gelen bir baskı başlamıştır.
Gerek Hafiz Hakkı beyde gerek Enver Paşada tecrübe temeli
yoktu.iç alemlerinde ki ihtirasların yarattığı genç ve dumanlı hayaller ruhlarına
hakim olduğundan, Hafız İsmail Hakkı Bey İstanbul’daki Genel Kurmay ikinci
Başkanlığını bırakıp en şiddetli kış ayında Enver Paşa’nın arzusuyla
Kafkasya’ya fetih için 3. Orduya koşmuştu. Başına geçtiği X. Kolorduyu son
nefesine kadar kar ve ateş içinde eritmiştir. Bu sonuçtan az zaman sonrada ilaçsız
hastanesiz bir orduyu kırıp geçiren Tifüs. Yüklendiği ordu komutanlığından onu da
bulmuş ölçüsüz ve dengesiz bir atılışın bedelini hayatı ile ödemiştir. Enver
Paşaya gelince o bu dramın başındadır.
Karadeniz olayından sonra Rus ordusu 1 Kasım 1914 sabahından itibaren Sarıkamış’tan
Pasın’a hareketle Türk hudutunu geçti. 1. Rus Kolordusu Sarıkamış’tan
ilerleyerek Köprüköyü istikametinde Horosan Yüzvereni tutacaktı. IV. Kolordusu
Erivandan hareketle Karaköse güneyinde
Murat suyu geçitlerini işgal edecekti. Birinci kolordunun karargahı Türk sınırına yakın Karaurgan köyünde
bulunacak Oltu-Karaboğaz, Oltu-Narman üzerinden Erzurum’a doğru 10 piyade taburu; 6
süvari 24 topluk oltu müfrezesini sürecekti.
Nitekim ilk Rus saldırısı üzerine 3. Kolordu
Kumandanı Hasan İzzettin Paşa Erzurum bölgesinde müdafaya karar verdi. Merkezi
Samsun’da bulunan X. Kolordu da 3. Ordu
emrine verildi.
1 Kasım 1914’de sınrı geçen Ruslar 4 Kasım 1914’te
Köprüköy önlerine gelmiş bulunuyorlardı. Karaköse Murat suyu cephesinde de aynı
surette ilerlediler. 5 Kasım’da Ruslar Türk sınırına taarruz için emir aldılar.
Başkumandan vekili Enver Paşa 4 Kasım
tarihli emrinde taarruz emrediyordu.
Bu emir verildiği sırada Doğu
Anadolu’da kışın en şiddetli sert günleri başlamıştı.
Nitekim Rus ordusu
da taarruz emri almışken harekete geçemiyordu. Hasan
İzzettin Paşa 3. Ordu Komutanı’nın fikri, buralarda ve bu mevsimde taarruzdan
kaçmaktı. Fikri, düşman ilerlese bile onun Erzurum Kalesine çarptıktan sonra karşı
bir taarruzla ezilmesini sağlamaktı. Enver Paşa taarruz emri vermemiş olsaydı,
herhalde iki orduda karşılıklı yerlerinde kalacaktı ve sonuçta “Sarıkamış
Dramı” da yaşanmayacaktı.
6-9 Kasım Köprüköy muharebesiyle Ruslar’ın taarruzunu kırıp bozan 3. Ordumuz
11-12 Kasım’da Taarruz’a geçerek 14-18
Kasım’da Azap muharebesini de kazandı. Fakat pek hesapçıl olan Ordu komutanı Hasan
İzzettin Paşa, sınır gerisine çekilen Ruslar’ı takipten vazgeçince bunun üzerine
başkumandan vekili Enver Paşa bu cepheye gelmiştir. Enver Paşa Erzurum’a gelmeden
önce Albaylığa yükseltilen Genel Kurmay
ikinci başkanı Hafız İsmail Hakkı 27 Kasım’da İstanbul’dan Erzurum’a gelmişti. Kendisini Enver Paşa’nın görevlendirdiğini bildirmektedir. Zaten
hemen onun ardından Enver Paşa Erzurum’a
gelmiştir.
Enver Paşa 21 Aralık’ta Erzurum’a gelirken yanında Genel Kurmay başkanı Alman
General Bronzer Von Şellendrof hareket şube başkanı Albay Feldman, Kurmay Başyaveri
Rauf Orbay ve diğer maiyeti bulunuyordu. Köprüköyde bulunan Ordu kumandanı Hasan
İzzettin Paşa, Enver Paşa’ya çektiği telgrafta 18 Kasım 1914 tarihli, mevcut
hazırlığa göre muharebenin sonucunu, şüpheli gördüğünü düşmanla bir
muharebeye girişilmeyerek, ancak bu çevirme manevrasının ileri bir zamana, karların
eriyip yolların açılmasına ertelenmesini istemiştir.
Fakat Enver Paşa bu işi ertelemek değil icra
etmek niyetindeydiler. Enver Paşa Erzurum’dan Köprüköyü’ne gelerek Ordu
kumandanı Hasan İzzet Paşa’ya hitaben “Hatalı hareket ettiniz, muvaffak
olamadınız, şimdi hemen harekete geçeceksiniz ve Rus ordusunu Sarıkamış cephesinde
imha edeceksiniz.”
Bunun üzerine kumandan Hasan İzzettin Paşa
“Olmaz etrafı görüyorsunuz, kış kar başlamıştır. Kış şiddetini kaybetsin
yollar harekete müsait olsun, düşmanı imha edeceğim.” Fakat Enver Paşa dinlemez.
Hasan İzzettin Paşa’yı Ordu kumandanlığından çeker ve kumandayı kendi üstüne
alır.
3. Ordu ve içinde bulanan vaziyet için M. Larçher şöyle
bahislerde bulunur: “Kış ortasında bu hareketi yapmaya kalkışan Türk ordusunu
şu şartlar büyük zorluklar içinde bırakacaktı;
Birliklerin yürüyüş kabiliyeti büyüse de
kendilerini sıcak tutacak elbiseleri, malzemeleri ve nakil vasıtaları yoktu. Hareket
sahası son derece arızalıydı. Sırtlar, dağlar, hemen hemen geçilmez haldeydi.
Yolları yoktu, hareket esnasında araba geçemez ve 3. Ordunun 90.000. insanın ancak
küçük dağ topları ve yük hayvanları ile takibi kabil olan geçit yolları
olacaktı.
Karın kalınlığı 1.5 metre idi. Soğuk sıfırın
altında –40 dereceyi bulmuştu. Bu sebepten hareket elbette ki ağır olacak ve
birlikler büyük zorluklara maruz kalacaktı. Bunlara rağmen Almanlar, Enver Paşa’yı
bu cüretli planda ısrarla teşvik ediyorlardı. Almanlar için önemli olan, Rusları
Polonya Cephesinin zarına olarak Kafkas cephesini kuvvetlendirmeye mecbur etmekti.
Harbiye nazırı, başkumandan vekili ve 3. Ordu Kumandanı Enver
Paşa Taarruz emrini bu şartlar içerisinde verir. Ve verilen emirde, Başkumandan vekili
olarak imzalar. Enver Paşa’nın bu kara için Maraşallığa kadar yükselen Liman Von
Sanders hatırasında şöyle yazar. “Enver, Kafkasya Planını tasvir ederken,
görüşmemizin sonuna kadar bana çok parlak ve fakat garip olan fikirlerini izah etti.
Kafkasya’dan sonra Hindistan ve Afganistan’a yürümek niyetinde idi."
M. Larçher buna
benzer: “Enver Paşa, Sarıkamış’a doğru bir manevra ile Rus ordusunu çevirmeyi ve
yok etmeyi ümit ediyordu. Bu sayede1878’de Türk’lerden alınmış olan Kars, Ardahan
ve Batum’u geri alacaktı. Tekmil Güney Kafkasya’yı feth edecekti.
HARAKET BAŞLIYOR Sarıkamış muharebesi üç safhaya
ayrılır:
Osmanlı ordusu taarruza geçer. Ruslar baskına uğramış vaziyettedirler. Fakat çok
çabuk güçlerini kaybeden Osmanlı birlikleri kuvvetten düşerler. Hareketi sona
erdiremezler. Bu durum Rus’ların kendilerini toparlamalarına
fırsat tanır. Bu durum ve sonuç karşısında hareketini durdurmak ve geri
çekilmek kararını alamayan, tersine olarak ve
Enver Paşa’nın ardı arkası kesilmeyen taarruz emirleriyle Osmanlı ordusu soğuk ve
açlığında tesiriyle hemen tamimiyle mahvolur. 3. Ordunun kaybı çeşitli tahminlere
göre 60 binden çok 90 bin arasındadır. Şehit, yaralı, kayıp ve esir.
HAREKET Alınan karara göre 2. Kolorduyla 2. Süvari Tümeni cepheden ve güney kanattan;
X. Kolordu Tortum-Kosor-Allahuekber dağı üstünden yani Selim’den; IX. Kolorda da
Pirtanoş Koşe bölgesinden ve Şekerli-Patiker, Çardak’lı – Bardız’dan
saldırıya geçecek, Rusları bulundukları yerden atacaklardı. Bu sırada Rize’ye
çıkarılacak Şitanke Bey müfrezesi iki tabur, birkaç sınır taburuyla ve çetelerle
takviye edilerek Aradahan üzerinden Kars’a doğru ilerleyecekti. X. Kolordu Kumandanı Hafız Hakkı’ya göre Ruslar
kaçırılamdan ters cepheye savaşa zorlanırsa yok edilirler ve Kars ele
geçirilebilirdi. Ancak üçüncü ordu
kumandanlığını üstüne alan Enver Paşa 19 Aralık 1914’te yeni bir emir verdi. Bu
emre göre hareket 22 Aralık’ta başlayacaktı. IX. Kolordu bir koluyla Çatak-Bardız;
Öteki koluyla Koşe-Patiker (Pitkir) üzerinden Bardız’a hareket ederek XI. Rus
Türkistan Kolordusunun gerisine düşecekti. XI. Kolordu cepheden gösteriş taarruzu
yapacak bu kesimde Rus’ları durduracaktı. 2. Süvari Tümeni de Aras ’ın güneyinde
Ruslar’ın güney kanadına taarruz edecekti. Enver Paşa IX. Kolordu, Hafız Hakkı da
X. Kolordunun başında bulunacaklardı.
Ancak
uygulamada değişiklik oldu ve Hafız Hakkı, Oltu’ya varınca düşmanı yok edemedi.
Enver Paşa da cepheye geldikten sonra ilk fikrinden, yani Sarıkamış doğusuna doğru
geniş bir çevirme fikrinden caymıştı. Öyle görünen fikrine rağmen. Enver
Paşa’nın pek çok güvendiği Hafız Hakkı geniş kavisli çevirme fikrine sonuna
kadar sadık kalmış, hatta X. Kolordusu ile çevirme istikametini daima dışa
çekmiştir. Ve hatta Allahuekber Dağarı üzerinden Selim-Beyköy bölgesine gelindi.
Taarruzdan evvel Türk ve Rus kuvvetleri birbirlerine denk değillerdi. Rus ordusu silah
ve cephane bakımından Türk ordusundan üstündü. Kış ve dağ techizatı tam ve
iyiydi.
HARAKETİN CERAYANI
Taarruz hareketi
başlarken Rus’ların bütün kuvvetleri 60.000. bizim kuvvetlerimiz 90.000. dir.
Taarruz sabahı dehşetli bir tipi ve fırtına ile açıldı. Tipi bir gece önceden
başlamıştı. Emir zabitleri, karargah heyetleri hep yollarını şaşırdı. Enver
Paşa ile erkanı harbiyeside sisiler ve tipi içinde yollarını şaşırıp epeyce
dolaştıktan sonra ancak köprüköy’den Koş’a
gelebilmişlerdir.
BİRİNCİ GÜN : 22
ARALIK
XI. Kolordu taarruz
etti. Düşman ileri kısımları çekildi. Bu çekilme kuşatmanın geniş
yapılmasından müessir olan amillerden biri olmuştur. IX. Kolordu emredildiği gibi
Eğrek üzerinden ilerleyerek ilk hedeflerini ele geçirdi.
X. Kolordu 32. Ve 30. Tümenleri ile Kale-Boğazı üzerinden 31. Tümen ile Narman
istikametinde ilerledi. Hava çok karlı ve sisli idi. Tümen topçularından bazıları
yollarda kaldı. Ancak yinede düşman geri atıldı. X. Kolordu, bugün Oltu batsı,
Yeniköy-Narman hattına vardı. Rus cephesinde telaş ve karışıklık baş gösterdi.
İKİNCİ GÜN : 23 ARALIK
Bugün düşman, bir topçu taburu ile desteklenen dört piyade Alayı ile XI. Kolordu
cephesine bir karşı taarruzda bulundu. XI. Kolordunun bazı birlikleri geri atıldı. Bu
kolordu tekmil kuvvetiyle taarruz etmemiş idi. Orduya tekmil kuvvetlerini muharebeye
sokması için emir verdi. IX. Kolordu 29. Tümeniyle Norşine 17. Tümen ile
Çatak’a ve 28. Tümeni ile de Pitkir’e vardı. Diğer bir anlatımla “10. Kolordu
düşmanı Oltu’nun doğusuna atar. Kasaba işgal edildi. 100 esir, 4 Top, 4 Makineli
tüfek ele geçmiştir. Bu arada Türkmen komutan yürüyüşte kolaylık olsun diye
erlerin, çanta ve diğer ağırlıklarının da geride bırakılması için emir
vermiştir.” Kar ve tipi bu hata kurbanlarını istinasız almıştır. ÇÜNCÜ GÜN : 24
ARALIK
XI. Kolordu cephesindeki düşman taarruzları devam etti. IX. Kolordu Bardız’a vardı.
bu kolorduya beraberinde götüremeyeceği sahra toplarını Oltu’ya X. Kolordu emrine
göndermesi emredildi. X. Kolordu 30 ve 31. Tümeni ile Kors 1. Tümeniyle de Kop
istikametinde ilerlemesi emredildi. İleri hatlarında bulunan Kolordu Kurmay
Başkumandanlığı emri de düşman eline geçmiştir. X. Kolordunun büyük kısmının
Kosor istikametinde geniş bir kuşatmaya girişmesi kesin sonuç yerine geç
kalınmasına ve netice olarak Sarıkamış felaketine sebep olmuştur.
DÖRDÜNCÜ
GÜN : 25 ARALIK
Başkomutan
Bardız’da dır. X. Kolordunun Kosor istikametinde ilerlediğinden haberi yoktu. O
bilakis önceden verilen rapordan bu kolordunun bu akşam Vardanut-Beyköy hattında
olacğını beklemektedir. Halbuki Vardanut’a olan mesafe 30 km’idi. Buna imkan yoktu.
TÜRK
ORDUSUNU SARIKAMIŞ’A TAARRUZU 26 ARALIK
24 Aralık’ta Rus kuvvetleri X.
Kolorduca geri atıldıktan sonra, X. Kolordu, IX. Kolorduyla birleşmek üzere
Allahuekber dağlarını aşarak yaptığı 19 saatlik yürüyüş sırasında kuvvetinin
!/3 ünü soğuk ve kış nedeniyle kaybetmişti. Arıt dönüm noktasına gelinmişti
“Ya muharebe gidişi değişecek, yahut herşey bitecekti.” 26 Arılk’ta her iki
kuvvet birleştiklerinde çok yorgun ve bitkin idiler. Oysaki Rus’lar bir gün
öncesinden daha iyi durumda bulunuyorlardı. Yine 26 Aralık günü Türk ordu
komutanı Sarıkamış’a taarruz emrini verdi. Ancak X. Kolordu Allahuekber
dağlarından çok erimiş durumdaydı. 26-27 Aralık gecesi Allahuekber dağlarının en yüksek yayla ve
tepelerinde geçirilen, en korkunç gece olmuştur. Taburların mevcudu 100-150 kişiye
düşmüş, Subaylar eriyip gitmiştir. Elde yalnız IX: kolordu vardı. X. Kolordunun
felaket halinden haberi yoktu. Enver Paşa taarruzun IX. Ve X. Kolordunun müştereken
yapılmalarını bekler. Bunun içinde IX. Kolordunun X. Kolorduyu beklemesine karar verir.
27 Aralık’ta bazı öncü birlikler
Sarıkamış’a girdiler çatışma başladı. Bu sırada Mişlayeveki Paniğe kapılır,
tek düşüncesi Sarıkamış yolunu açık bulundurmaktır. Bu arada IX. Kolordunun
mevcudu da azalmıştır. 17. Tümen 300 kişi. Yukarı Sarıkamış iki kere el
değiştirdi. Sarıkamış- Kars demiryoluna yaklaşan süvarimiz Kars demiryolunu selim köyünde havaya uçurdu. Bu durum
Rus’ların morallerini bozdu. Bu sırada Türklerin hareket planlarını ve
büyüklüğünü öğrenen Rus’lar geri çekilmeyi hızlandırmaya karar verdiler. IX:
ve XI. Kolordulardan beklenmesine rağmen onlar Sarıkamış’tan 40-50 km den
uzaktaydılar. Kar deryası ve habire takviye olan düşman gücü karşılarında
engeldi. Fakat Enver Paşa saban altıda genel taarruz emri vermiştir.
28 Aralık: IX. Kolordu
Sarıkamış’ı Kars’tan ayırdı. Fakat ordunun eline 12.000. kişilik aktif bir
kuvvet kalmıştı. Topların sayısı 120. den azdı. Sarıkamış’taki Rus’ların
kuvveti ise 14.000. kişi 30 top ve birçok makineli tüfekten oluşuyordu. 29.Tümen
Sarıkamış yolundan, 17. Tümen yolun kuzeyinden taarruza geçmişler, erler ormana
dağılmışlardı. Mevcut azdır. Enver Paşa’nın emriyle Alay kumandanlarından
Alay’ların önüne düştüğü bu taarruz’dan beklenen
sonuç alınamadı. Fakat ertesi gün Allahuekber Dağlarındaki IX. Kolordu ile bir talih
denemesi deha yapılacaktı. IX. Kolordudan bir haber alınamaz. Birlikleri kara
gömüldüğünden dolayı, donmalar ve döküntüler artar. Erler oldukları yerde donar,
erirler. Öğleden sonra ise, şiddetli bir fırtına ve kar tipisi başlar. Dağılış
ve çöküntü tamdır.
29 Aralık : 29 Aralık’ta kuvvetlerimiz
taarruz ettilerse de başarı alamadılar. Gece yapılan karşı taarruz da kartal yuvası
tekrar ele geçirildi. Bundan sonrada
Köprüköyü geçerek Sarıkamış’a girdiler. Bu savaşlarda IX. Kolordu’nun 17.p.
Tümeni çok şerefli ve yiğitçe savaşmış, fakat soğuk ve silah yokluğu yüzünden
geri çekilmek zorunda kalmıştır. IX. kolordu ile yapılan taarruzlar 3 Ocak
1915’e kadar devam etti. IX. Kolordunun 450 ve X. Kolordunun 1500-200 kişilik bir
kuvveti kalmıştır. Yine 29 Aralık’ta Enver Paşa başarılarından bahseden bir ordu
emri yayınladı. Ruslar tam bir çevirme ve taarruz hareketine geçmişlerdir.
30 Aralık: 30 Aralık’at yapılan
Rus karşı taarruzu kuvvetlerimiz tarafından başarıyla geri püskürtülmüştür.
Ayın gün Rus’lar geri çekilerek bir savunma hattı kurdular. Bu hat Ahurezat tepeleri
ve yayla Bardız köyünden geçiyordu. Buradan açılan Top ateşi Sarıkamış’ı alan
Türk kuvvetlerinin durumunu zorlaştırıyordu.
Ocak’ta kuvvetlerimiz yeniden saldırdılar.
Ocak’ta Rus hatlarının zayıf bir noktası olan Türkistan birliklerinin sol kanadı
ile 153. Alay’ın arasındaki bölge bu saldırıların merkezi oldu. Ocak’ta 1915’te Ruslar tam karşı taarruz
emrinde idiler. Eski Rus sınırı Karaurgun’da şiddetli çarpışmalar oluyordu. Ama
IX. Kolordu kumandanının raporuna göre elinde ancak 500-600 kişi kalmıştı. Geri
çekilmemiz hızlanmıştı. Bu ricatte Allahuekber dağları ile diğer
dağlar-Soğanlı, Kumru dağları aldıklarından çok küçük bir artığı geriye
veriyordu. Ocak’ta güllü dağ alındı. Fakat başarı vermedi. Hafız Hakkı
bey 6 Ocak tarihli raporunda “İki kanadı da bozulan X. Kolordunun ne dayanacak ne de
ricat edecek hali kalmadığını, elde ne kalmış ise 5-6 ocak gecesinde geriye doğru
bunları kurtarmaya karar verdiğini” biliyordu.
8 Ocak günü Enver Paşa her şeyin
bittiğini kabul edercesine İstanbul’a dönmeye
karar verdi.
10
Ocak’ta İsamil Hakkı Beye Enver Paşa
şunu bildiriyordu. “Sol kanat ve X Kolordu Komutanı Hafız Hakkı Paşa’ya 3. Ordu
Kumandanlığına tayin oldunuz. Yarın İstanbul’a hareket ediyorum. 9 Ocak’ta
Ruslar Güllü Dağı yeniden aldılar. Türk ordusu Erzurum’a doğru çekilmeye
başladı. Bu sırada Rus’ların girmiş olduğu çevirme harekatı başarılı olamadı
ve ordularımız başarıyla bu çevirmeden sıyrıldı.fakat bu sırada keşif bir sisten
de istifade eden Rus’ların başka bir kolu Ardahan’ı ele geçirmiş, buradaki
kuvvetlerimizi imha etmiş ve dağıtmıştır. Bununla beraber Oltu çevresinde ve
Bardız bölgesinde henüz 10.000. kadar civarına gelerek buradaki XI. Kolordu
kuvvetlerine 6 mil kadar yaklaştılar. Fakat Rus’lar burada tekrar karşı saldırıya
geçtiler, buraları yeniden ele geçirdiler. Çekilmekte olan kuvvetlerimiz 2000 kişi
tutarında ardcılarını esir ettiler.
Sarıkamış savaşının son çatışmaları 15-17
Ocak arasında yapılmıştır. Bu savaşlarda 31. Ve 32. Tümenler başarıyla savaşarak
imha edilmekten kurtuldular. Bunlar 16 gün süren savaşlarda 3000 kişilik bir kuvvet
halinde çok sayıda topla Hasankale’ye varabildiler.
Bu savaşlarda kuvvetlerimiz 60 bin şehit 7 bin esir, 30 binden
çok hasta ve yaralı kaybetmiştir. Bu yenilginin esas nedeni Enver Paşa’nın kış
ortasında Kafkasya’yı zaptetmek hevesine kapılması ve kuvvetlerimizin imkan ve
yeteneklerini hesaplamadan, danışmanların ikazlarına kulak vermeden kendi bildiği
gibi hareket etmesidir. Rus’lar ise donmuş ve yaralı olarak 16.00 hasta ve 12.00.
kişi kaybetmişlerdir. SARIKAMIŞ HAREKATI’ININ
SONUCU VE ÖNEMİ
Sarıkamış hareketi anlaşılacağı gibi Enver Paşa’nın adına ve hatırasına
sıkı sıkıya bağlıdır. Bütün hata ve sevaplarıyla da sürüp gidecektir. Askeri
tarihimizde bu hareket “Rus ordusunu imha etmek için geniş bir çevirme manevrası,
muharebesi olarak anılır.” Rus kuvvetlerinin imhası için düşünülen plan genel
olarak belki uygundu. Ancak kuşatma kavisleri geniş tutulunca, geniş kavisler, iklim ve
arazi hedefte güç birliğine imkan vermemiştir. Arazi ve iklim pek dikkate
alınmadığından birlikler düşmanlardan ziyade tabiatla savaşmıştır. Geniş
kuşatma kavisleri zaman kaybına sebep olmuş bu ise düşmanın çekilmesine ve karşı
tedbirler alınmasına imkan hazırlamıştır. Ordumuzun kış ve dağ teçhizatı ve eğitimi yeterli değildi. Böyle olmakla Enver Paşa’nın bilisizliğinin yanı
sıra, Sarıkamış’ı dramını hazırlayan başlıca etkenlere hava iklim ve arazide
eklenir.
Sarıkamış savaşları Türk ve Rus
ordularının inanılmaz bir direnme ve istikrarla savaştıkları bir yok etme taktikleri
serisidir. Sarıkamış Türk erlerinin yiğit Mehmetlerinin ruhundaki büyük alpik ve
gazilik kaynağının yarattığı tükenmez
enerjinin yeni bir şahlanış yeri olarak dünya döndükçe yaşayacaktır.
Sarıkamış muharebesi sırasında paniğe
kapılan Ruslar müttefikleri İngiltere ve Fransa’dan Türk’leri durdurmak için
ikinci cephe açılaması için ısrar etmişlerdir. 1915 Çanakkale çıkartması bu
yüzden yapılmıştır. Bilindiği gibi Çanakkale savaşları Türk ordusunun zaferiyle
bitmiş bu olay ise Rusya’nın çöküntüsünü hazırlamış, Rus çarlığının
erkenden çökmesini sağlamıştır.
1914
Kasım’da Köprü köy’de Rus’ları yendikten sonra Sarıkamış üzerine gelen
askerlerimiz kendi aralarında konuşarak ilerliyorlardı. Askerler arasında bulunan
Sinan Çavuş da bir mektup yazarak bu konuşmayı Oltu’daki amcası oğullarına
göndermiştir.
1914 Sarıkamış’a
ilerleyen Askerin Türküsü
Seferberlik oldu dünya karıştı. Köprüköy Horum’da bozduk düşmanı Koç-yiğidim cenge hevesi gelir. Geçtik ileriye kurduk divanı
Azmış Sarı Moskof hududu aştı Karakışta olduk dağlar mihmanı Ağzı yandı pişman nidası gelir. Gönüle bahar yaz havası gelir.
Askerler bağlıyor bacağa dolak Sarıkamış dağları yana çevrülü Ne kötü köy imiş bu Altunbulak Askerin üstüne kurşun savrulur
Cehd edin kardeşler; meşeyi alak Nice anaların bağrı kavrulur Tamam üstümüzden top sesi gelir. Dağalrı aşınca ovası gelir
Burnumuzda Kars, kağızman tütüyor Hasan-i Hırkan-i hasret yatıyor İnşallah Urus’un günü bitiyor Kırklar, Ermenlerin duası gelir.
Aşağıdaki şiiri Kıdemli binbaşı
Mümtaz Ecri ÖZDAL yazmıştır. Bu destansı şiirin yazıldığı 1978 yılında
Erzurum’un Horasan ilçesine bağlı Köprüköyü’nde görev yapan binbaşı,
tatbikat için araziye çıkmış ve Aras’ın kenarında bir tepede askerlere avcı boyu çukuru kazmaları için emir
verir. Ve kendiside başında durur. Askerler biraz kazdıktan sonra bir şehit cesedi
bulurlar ve hemen kazmayı bırakırlar. Şehidin elinde silahı ve ayakta durmaktadır.
Bunu gören binbaşı cesedi hemen şehitliğe nakleder. Ve olayın Şokuyla bu destansı
şiiri yazar. Aras’ın kenarında bir
çıplak tepe
Köprüköy de ikiye ayırlır,
Erzurum’dan gelen yol.
Biri Kars’a geder, biri Muş’a uzanır.
Ve bir köprü yükselir Aras'ta
Nice savaşlara şahit,
Masmavi sularda yıkanır.
İşte orada “Dur...” demişler,
Durdurmuşlar düşmanı
Kimi soğuk, kimi kurşun yemiş...
Mehmet bu...
Yüreği vatan kaygusu dolu.
Direnmiş açlığa uykusuzluğa
Unutmuş donan vücudunu can vermiş,
Bu Köprüköyü vermemiş.
Aras’ın kenarında bir çıplak tepe
Ot bitmez koyun otlamaz
Kışın kar yazın, toz toz olur
Tozudukça bayrak, bayrak göklere
Tozuna kurban olasım gelir.
Büyüklerden gören kalmadı şimdi,
Zaten savaş tüketmişti çoğunu
Küçükleri unutmaz duyduklarını
Ve anlatırlar harbin ne olduğunu.
Her parçası bir tarafta savrulur
vücutların,
Her biri bir yerde bulunurmuş hala,
Bazen bir kalça kemiği,
Bazen bir çarık takılırmış kara sabana.
Bir ayak takılınca sabanıma,
Demiri daha derine gömdüm
Tarlayı bütün gün sürdüm.
Ve aradım diğerini, bir tütün tabakası...
İçinde bir beze sarılı tüfek parçası,
Ve bir boş kovan
İşte 93 Harbinden tarlamda kalan.
Böyle diyordu bur Köplüköy’lü.
Aras’ın kenarında çıplak tepe
Kışın kar, yazın toz toz olur,
Gönlümü bir siper doldurur.
O siper içinde yatan kahraman bilir miydi ?
Üstüne birkaç kürek toprak atılacak
Ve bilir miydi?
Bir asır sora bir gün;
Siperine bir siper daha kazılacak.
“Oraya bir avcı boyu çukur kazın...”
sesim savaş alanındaymış gibi
dalga dalga yankılandı.
Ne bilirdim o anda, aynı emrin
bir asır sonrasında tekrarlandığını.
Aras’ın kenarında bir çıplak tepe,
Kışın kar, yazı toz toz olur.
Bir tatbikata takılır gözlerim...
Ve aynı yere yüzyıl sonra kazılan
Bir avcı boyu çukuruna dalar dalar giderim.
Ayakta vurulumş veya donmuş,
Öyle kalmış ki vücudu siperinde
Depremler... Tayfunlar... hatta düşman bile
Eğmemiş başını, bu benim Mehmet’imdi.
Bu arslan, bu Türk oğlu Türk
Mezarında bile yiğitti.
Kolları hala tüfeğinde ve alnı dimdikti,
Kafatası dimdik.
İşte kol ve köprücük kemiklerin
Alt tarafını didik didik aradık,
Topraklaşmıştı bedenin.
Aras’ın kenarında bir çıplak tepe
Tepeyi bir beyliğe çıkınladık.
Selama durdu beşinci bölük
Bağışla bizi şehidim bağışla,
Yarısı siperinde kaldı vücudunun
Yarısını şehitliğe gömdük.
Aras’ın kenarında bir çıplak tepe
Kışın kar, yazın toz toz olur.
Ot bitmez koyun otlamaz ama
Sen gel bana sor.
Ey.. benim bir kaşık sıcak çorbaya
hasret
Uykusuz, aç, yurdu için can veren şehidim !
Can veripte yarattığın bu can,
Tozuna toz katmaya hazır inan.
Sen tozudukça hür,
Sen tozudukça mutlu bu vatan.
Toz şehidimin tozu...
Tozuna kurban olayım.
*Kaynakça; Nurullah aydın "Heryönü İle
Sarıkamış"
Sarıkamış Harekâtı
Birinci Dünya Savaşında
felâketle neticelenen askerî harekât.
Osmanlı Devleti harbe; 1878�den
beri Rus işgalinde bulunan Kars, Sarıkamış, Ardahan gibi doğu
illerimizi geri almak, Doğu Avrupada Ruslarla harp hâlinde olan
Almanlara yardım etmek, kazanılacak bir zaferle
Kafkaslar ve
Orta-Asyadaki Türk illerinin kapısını açmak maksatlarıyla, başta
Enver
Paşa olmak üzere, iktidarda bulunan
İttihatçılar tarafından sokuldu.
Türk
bayrağı çekilip, Yavuz ve Midilli adı verilen iki Alman zırhlısı,
Karadenizdeki Rus limanlarını bombardıman etti. Rusya da buna karşılık
olarak 30 Ekim 1914 tarihinde Türkiyeye taarruz etti. Rus-Kafkas
ordusu, Karadenizden Ağrı Dağındaki hudut üzerinden yedi kol hâlindeki
saldırısıyla Pasinlere kadar ilerledi. Rus ordusunun taarruzu,
Köprüköyde durduruldu. Üçüncü ordu, 3-9 Kasım 1914 günlerinde meydana
gelen Köprüköy Meydan Muharebesinde Rus ordusunu yendi. Üçüncü Ordu
Komutanı, mevsim şartlarını dikkate alıp, ayrıca askerin kaput başta
olmak üzere, giyim ve iâşesinin yetersizliğini, top ve süvari atlarının
azlığını hesaba katarak, sıcağı sıcağına düşmanı takip etmedi. Köprüköy
Meydan Muharebesinin raporlarını alan, yarbaylıktan paşalığa terfi
ettirilen Harbiye Nazırı (Millî Savunma Bakanı) Enver Paşa, Alman
kurmay ve generalleriyle Erzuruma geldi. Enver Paşa, Erzurum ve
Köprüköyde birer taburu teftiş etmişti; ancak ordu birliklerinin
tamamı hakkında yeterli bilgiye sahip değildi. Üstelik, ordu kumandanı
Hasan İzzet Paşanın, bu mevsimde harekât yapılamayacağı, taarruzun
bahara bırakılması tavsiyesine karşılık, onu vazifesinden azletti ve
taarruza karar verdi. Üçüncü Ordu Komutanlığı vazifesini de üzerine
alan Enver Paşa, 18 Aralık 1914 tarihinde, kıtalara, taarruz emrini
verdi. Taarruza iştirak eden
birliklerin büyük bir kısmı, özellikle Arabistandan geri çekilen ve
Güneydoğu Anadoludan sevk edilenler, sıcak iklime alışık olup,
teçhizatları yönünden kış şartlarına hazırlıksızdı. Üçüncü Ordunun üç
kolordusu (9, 10, 11. Kolordular), 24 Aralık 1914 günü -39 derece
soğukta Büyük Sarıkamış Çevirme ve Kuşatma (İhâta) Harekâtına başladı.
Ayrıca, gerilla harbi yapan yarı resmi Türk çeteleri de, Ardahana
hareket etti. Üçüncü Ordudan bazı kıtalar, 24-25 Aralık gecesi,
Sarıkamışa ulaşmayı başardı. Ancak, Allahü Ekber Dağlarını aşarken
çetin zorluklar ve kış şartları sebebiyle gerek miktar, gerekse mevcut
silahları yönünden çok zayiat ve kayıp verdiler. Allahü Ekber
Dağlarını aşan Mehmetçiklerden bir kol da, Sarıkamışın doğusundaki
Selim İstasyonuna vararak demiryolunu tahrip edince, Sarıkamıştaki
Rus kolorduları paniğe uğradı. Gayriresmî Türk çeteleri de, 1915 yılı
başında Ardahana girdi. Rus Kafkas Ordusu Başkumandanı, Üçüncü
Ordunun ilerleyişi üzerine; 2-3 Ocak 1915 günlerinde telsiz-telgraf
ile müttefikleri Fransa ve İngiltereye, günde birkaç defa
yalvarırcasına başvurarak:
Telefon konuşmalarını
durduran soğuk ve kış, Türk ordusunu engelleyemiyor. İkinci bir cephe
açarak, Türk ordularının ilerlemesi durdurulamaz ise, zengin Bakü
petrolleri, Osmanlı-Alman ittifakının eline geçecek ve Hindistan yolu
onlara açık bulunacaktır! haberini gönderiyordu.
Kış, 3-4 Ocak 1915
gecesi daha da şiddetlendi. Fırtına ile yağan kar, yolları tıkayıp,
çadırları yıktı. Arkasından da dondurucu soğuklar bastırınca, 150 000
kişilik ordunun 90 000i (veya 60 000i) donma, dizanteri ve tifo gibi
hastalıklarla mahvoldu. Sarıkamış İstasyonuna giren Enver Paşa, bu
felaket karşısında, Üçüncü Orduyu yüzüstü bırakıp, İstanbula döndü.
Bu harekâtta Ruslar, 32 000 kayıp verdiler.
Sarıkamış
Harekâtı; kuşatma harekâtıyla düşman kuvvetlerinin arkasına düşmeyi
hedef alan, başarılı bir plândı. Ancak, stratejinin faktörlerinden
zaman iyi değerlendirilmediği, kuvvetler de böyle bir harekâtı yapacak
şekilde teçhizatlandırılmadığı için başarısızlıkla sonuçlandı. Ordunun kış şartlarına
hazır olmaması ve olumsuz iklim şartları sebebiyle ikmal ve iaşe
hizmetlerinin yapılmayışı, kıtalarda açlığa, hayvanların telef
olmasına, dolayısıyla birliklerin dağılmasına sebep oldu. Enver
Paşanın şuursuzca verdiği gece taarruzu emirleri, kayıpları daha da
arttırdı.
Sarıkamış Harekâtı sonunda, Doğu Anadolu kapıları, Ruslara açıldı.
13 Mayıs 1915te Ermenilerin işbirliği yaptığı Rus kuvvetleri, önce
Vana, bilâhare Muş ve Bitlise girdi. Ermenilerin harp esnasında
Ruslara yaptıkları büyük hizmetin karşılığı olarak, bu illerin
valilikleri, Ermenilere verildi. Harpten sonra, Ermeni-Rus işbirliği
sonunda, bölge halkına karşı müthiş bir
soykırıma girişildi. Van Gölünün
ortalarına kayıklarla taşınıp öldürülen, suya dökülen çocuk, kadın,
genç ve ihtiyar Türklerin sayısı, kesin olarak tespit edilmemesine
rağmen, çok fazladır. Esasen, bu harp sırasında
Ermeni Komitacıları,
hemen her tarafta isyana hazırlanarak, birçok yerde depolar dolusu
silah ve cephane biriktirdiler. Bu silah, teçhizat ve destekle katliam
yapıp, Doğu Anadoluyu harabeye çevirdiler.
|